2 Ocak 2009 Cuma

KUTSAL KİTAPLAR ARASINDAKİ İLİŞKİLER ve ÇELİŞKİLER

KUTSAL KİTAPLAR ARASINDAKİ

İLİŞKİLER ve ÇELİŞKİLER







AHMET HÜSEYİN DAMARLI


















Bu kitaptan, tanıtım için yapılacak alıntılar dışında tüm alıntılar, Kültür Bakanlığı Telif Hakları sözleşmesi gereği yazarın iznini gerektirir.













Dizgi
Ahmet Hüseyin DAMARLI
Redaksiyon
Ahmet Hüseyin DAMARLI








Bu kitapla ile igili görüş ve eleştirilerinizi;

a.h.damarli@gmail.com e-posta adresine yazabilirsiniz.





İÇİNDEKİLER

GİRİŞ

1. BÖLÜM


YARATILIŞ

DÖRT KİTAP ARASINDAKİ PARALELLİK

YAZILIŞTAKİ MÜKEMMELLİK

2. BÖLÜM

ADEM’İN YARALITIŞI

HAVVA’NIN YARATILIŞI

ADEM ÖNCESİ İNSANLAR

HABİL VE KABİL

3. BÖLÜM

ADEMİN ZÜRRİYETİ

4. BÖLÜM

NUH VE TUFAN

NUH SURESİ

NUH’UN SOYU

5. BÖLÜM

İBRAHİM’İN DİNİ

6. BÖLÜM

İBRAHİM VE LUT

AL – I İMRAN SURESİ

İBRAHİM’İN HARRAN’DAN ÇIKIŞI

TEVRAT’A GÖRE ALLAH’IN İBRAHİM’İ SEÇMESİ

TEVRAT’TA LUT VE AİLESİNE YAPILAN HAKARET

7. BÖLÜM

YUSUF
























9 O ZİKRİ BİZ İNDİRDİK BİZ; VE ONUN KORUYUCUSU DA ELBETTE BİZİZ.

KUR’AN / HİCR

























GİRİŞ




Allah'ın indirdiği kitaplar arasında mükemmel bir ilişki vardır. Yazılış tarzı, ayetlerin birbirine olan paralelliği, geçmişte gerçekleşen olayların aktarımındaki anlatım ve gelecekte olacakların anlatımındaki uyuma kadar her şey mükemmeldir. Mükemmeliyet de Allah'a mahsustur zaten.
Gerçekten böyle bir uyum varken, yapılan tahrifatlar sonucu da kutsal kitaplarda çok büyük çelişkiler oluşmuştur. Yapacağımız çalışma bu ilişkiler ile çelişkileri ortaya sergilemeyi amaçlamaktadır. İlk serimizde 4 kutsal kitabı inceleyeceğiz, aralarındaki paralellikleri ve birbirleriyle olan çelişkileri gözler önüne sereceğiz. Şunu da belirtmek isteriz ki, bu çalışmamızda neden sonuç ilişkilerine kapsamlı olarak girmeyeceğiz. Sadece kutsal kitaplar arasındaki ilişkiler ve çelişkiler ele alınacaktır.
Daha sonraki çalışmalarımız; diğer serilerimizde ele alınacaktır. Araştırmalarımızın sonuçlarını sunmadan önce şu hatırlatmayı yapalım! Doğru Bir’dir, dolayısıyla birden fazla doğru olmaz. Allah da semavi dinlere göre Bir ise, kitabının da Bir olması gerekir. Neden 4 kitap var? Neden 3 semavi din var? Tüm çalışmamızda bu sorulara cevap bulmaya çalışacağız. Radikal çözüm bütün serimiz tamamlandıktan sonra ortaya çıkacaktır.

1.BÖLÜM

1.BÖLÜM


YARATILIŞ

İlk kutsal kitabımız olan Tevrat'ta, Evrenin yaratılışı, Dünyanın yaratılışı ve bu gezegende yaşayan canlıların yaratılışı ayrıntılı olarak yazılmıştır. Musa'nın Birinci Kitabı olarak geçen Tevrat'ın Tekvin
( Yaratılış ) bölümünde bu konuya oldukça uzun yer verilmiştir.

BAP 1

Başlangıçta Allah gökleri ve yeri yarattı.
2 Ve yer ıssız ve boştu; ve enginin yüzü üzerinde karanlık vardı;
ve Allahın Ruhu suların yüzü üzerinde hareket ediyordu.
3 Ve Allah dedi: Işık olsun; ve ışık oldu.
4 Ve Allah ışığın iyi olduğunu gördü; ve Allah ışığı karanlıktan ayırdı.
5 Ve Allah ışığa Gündüz, ve karanlığa Gece, dedi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, bir gün.
6 Ve Allah dedi: Suların ortasında kubbe olsun, ve suları sulardan ayırsın.
7 Ve Allah kubbeyi yaptı, ve kubbe altında olan suları, kubbe üzerinde olan sulardan ayırdı; ve böyle oldu.
8 Ve Allah kubbeye Gök, dedi. Ve akşam oldu ve sabah oldu, ikinci gün.
9 Ve Allah dedi: Gök altındaki sular bir yere biriksin, ve kuru toprak görünsün; ve böyle oldu.
10 Ve Allah kuru toprağa Yer, dedi; ve suların birikintisine Denizler, dedi; ve Allah iyi olduğunu gördü.
11 Ve Allah dedi: Yer ot, tohum veren sebze, ve yer üzerinde tohumu kendisinde olup cinslerine göre meyve veren ağaçlar hasıl etsin; ve böyle oldu.
12 Ve yer ot, cinslerine göre tohum veren sebze, ve tohumu kendisinde olup cinslerine göre meyve veren ağaçlar çıkardı; ve Allah iyi olduğunu gördü.
13 Ve akşam oldu ve sabah oldu, üçüncü gün.
14 Ve Allah dedi: Gündüzü geceden ayırmak için gök kubbesinde ışıklar olsun; ve alametler için, ve vakitler için, ve günler ve seneler için olsunlar;
15 ve yer üzerine ışık vermek için gök kubbesinde ışıklar olarak bulunsunlar; ve böyle oldu.
16 Ve Allah, daha büyük olan ışık gündüze hükmetmek için, ve küçüğünü geceye hükmetmek için, iki büyük ışık yaptı; yıldızları da yaptı.
17 Ve yer üzerine ışık vermek, ve gündüze ve geceye hükmetmek, ve ışığı karanlıktan ayırmak için,
18 Allah onları göklerin kubbesine koydu; ve Allah iyi olduğunu gördü.
19 Ve Akşam oldu, dördüncü gün.
20 Ve Allah dedi: Sular canlı mahlukların sürüleriyle kaynaşsın, ve yerin üstünde, gökler kubbesinin yüzünde, kuşlar uçsunlar.
21 Ve Allah büyük deniz canavarlarını, ve suların kendileriyle kaynaştığı cinslerine göre hareket eden her canlı mahluku, ve cinslerine göre her kanatlı kuşu yarattı; ve Allah iyi olduğunu gördü.
22 Ve Allah: Semereli olun, ve çoğalın, ve denizlerde suları doldurun, ve karada kuşlar çoğalsın, diyerek onları mübarek kıldı.
23 Ve akşam oldu, ve sabah oldu, beşinci gün.
24 Ve Allah dedi: Yer, cinslerine göre canlı mahlukları, sığırları, ve sürünen şeyleri, ve cinslerine göre yerin hayvanlarını çıkarsın; ve böyle oldu.
25 Ve Allah yerin hayvanlarını cinslerine göre, ve sığırları cinslerine göre, ve toprakta sürünen her şeyi cinsine göre yaptı; ve Allah iyi olduğunu gördü.
26 Ve Allah dedi: Suretimizde, benzeyişimize göre insan yapalım; ve denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına, ve sığırlara, ve bütün yeryüzüne, ve yerde sürünen her şeye hakim olsun.
27 Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı, onu Allahın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.
28 Ve Allah onları mübarek kıldı; ve Allah onlara dedi: Semereli olun, ve çoğalın, ve yeryüzünü doldurun, ve onu tabi kılın; ve denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına, ve yer üzerinde hareket eden her canlı şeye hakim olun.
29 Ve Allah dedi: İşte, bütün yeryüzü üzerinde olup tohum veren her sebzeyi, ve kendisinde ağaç meyvası olup tohum veren her ağacı size verdim; size yiyecek olacaktır;
30 ve yerin her hayvanına, ve göklerin her kuşuna, ve kendisinde hayat nefesi olup yeryüzünde sürünen her şeye, bütün yeşil otu yiyecek olarak verdim; ve böyle oldu.
31 Ve Allah yaptığı her şeyi gördü, ve işte, çok iyi idi. Ve Akşam oldu ve sabah oldu, altıncı gün.

BAP:2
Ve gökler ve yer ve onların bütün orduları itmam olundu.
2 Ve Allah yaptığı işi yedinci günde bitirdi; ve yaptığı bütün işten yedinci günde istirahat etti.
3 Ve Allah yedinci günü mübarek kıldı, ve onu takdis etti; çünkü Allah yaratıp yaptığı bütün işten o günde istirahat etti.
Tevrat / Tekvin

Tevrat'ta bu kadar uzun olarak ele alınan konu Kur'an'da sadece birkaç ayette geçmektedir. Bu da gayet mantıklıdır. Çünkü aynı kaynağa dayanan kitapların ilki olan Tevrat'ta, ayrıntılarıyla anlatılan konuların son kutsal kitap olan Kur'an'da da uzun uzun anlatılmasına gerek yoktur. Ancak şunu da hatırlatmamız gerekir, daha sonra ele alacağımız konularda görüleceği gibi uzun uzun anlatılan konuların bazıları insan yazması sözlerdir. Bunları da yeri geldiği zaman gözler önüne sereceğiz. Konumuza Kur’an ayetleriyle devam edelim:

9 De ki, " Siz mi Arzı iki günde Yaratana nankörlük ediyor ve O'na eşler koşuyorsunuz? O, alemlerin Rabbidir."
10 Arza, üstünden ağır baskılar yaptı, onda bereketler yarattı ve onda - arayıp soranlar için - gıdalarını tam dört gün içinde taktir etti ( düzene koydu).
12 Böylece onları, iki günde yedi gök yaptı ve her göğe emrini
( kanunlarını ) vahyetti. Biz en yakın göğü lambalarla ve koruma ile donattık. İşte bu, güçlü, bilen Allah'ın takdiridir.
Kur'an / Fussilet

Kur'an'da yaratılış ile ilgili açıklamalar bu ayetlerle özetlenmiştir. Tevrat'ın kısa bir özeti olarak ele alınan yaratılış olayı bu üç ayette günleri de belirtilerek ele alınmıştır ve Tevrat'la Kur'an arasında herhangi bir çelişki yoktur. Fakat olaya düz mantıkla bakan ve sırf Kur'an'ı eleştirmek isteyenler, yaratılışın 8 günde olduğunu iddia edebilirler. Bu tamamen, onların ne kadar mantık hatası yaptıklarını ortaya koyar. Dikkatle bu üç ayeti incelersek Evrenin iki günde Dünyanın ve Dünyada yaşayan canlıların 4 günde yaratıldığı anlaşılmaktadır. Böylece Tevrat ve Kur'an arasındaki mükemmel ilişki değişik anlatım özelliğine rağmen ortaya çıkmaktadır.
Burada asıl değinmemiz gereken konu şudur. Tevrat'ta Evrenin altı günde yaratıldığı yazılmaktadır. Mükemmel ilişkinin ve uyumun sonucu olarak Kur'an'da da Evrenin altı günde yaratıldığı yazılmaktadır.

59 O ki gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları altı günde yarattı, sonra Arşa kuruldu ( oradan mülkünü yönetmektedir O ) Rahmandır. Bunu bir bilene sor.
Kur'an / Furkan

4 Allah'tır ki gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları altı günde yarattı; sonra arşa insiva etti ( zatına yaraşır biçimde kainatın tahtına kuruldu). Sizin ondan başka veliniz, yardımcınız yoktur. Düşünüp öğüt almıyor musunuz?
Kur'an / Secde

İşte bu mükemmel uyum birdenbire bozuluverir. Yaratılışın 6 aşamada gerçekleştiği her iki kitapta da tasdik edilirken karşımıza ilk çelişki çıkıverir. Tevrat'ta Allah'ın yedinci günde istirahat ettiği yazılmaktadır. Üstelik bu hatalı yazım İncil’de de yer almıştır.


BAP 2

2 Ve Allah yaptığı işi yedinci günde bitirdi; ve yaptığı bütün işten yedinci günde istirahat etti.
Tevrat / Tekvin


BAP 4
4 Çünkü bir yerde yedinci günle ilgili şunu demiştir: "Tanrı bütün işlerinden yedinci gün dinlendi." 10 Tanrı işlerinden nasıl dinlendiyse, O'nun huzur diyarına giren de kendi işlerinden öylece dinlenir.
İncil / İbranilere mektup

Yahudi yazıcılar ve Hıristiyan yazıcılar tarafından tahrif edilen bu Tevrat ve İncil ayetleri Kur'an'da şöyle ele alınmıştır.

38 Andolsun biz gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde yarattık, bize hiçbir yorgunluk dokunmadı.
Kur'an/Kaf

255 Allah, ki O'ndan başka tanrı yoktur, daima diri ve yarattıklarını koruyup yöneticidir. Kendisini ne bir uyuklama, ne de uyku tatmaz. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan onun katında kim şefaat edebilir? Onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. O'nun ilminden, ancak kendisinin dilediği kadarından başka birşey kavrayamazlar. O'nun kürsüsü, gökleri ve yeri kaplamıştır.Onları koru ( yup gözet ) mek, kendisine ağır gelmez. O, yücedir, uludur..
Kur’an / Bakara

İslam aleminde ayet el kürsi olarak bilinen Bakara suresinin 255. ayetinden ve diğer ayetlerden açıkça anlıyoruz ki, Allah istirahata ihtiyaç duymaz, yorulmaz, dinlenmez ve uyumaz, biz insanlar gibi değildir O. Ama maalesef Tevrat'ı ve İncil’i tahrif edenler bu ayetlerle, Allah'ın da bir insan gibi istirahat etmeye ihtiyaç duyan bir varlık olduğunu sanmaktadırlar. Üstelik çelişki sadece son Kutsal Kitapla kalmaz. Tevrat, Tevrat'la ve İncil’le çelişmektedir.
Yşa.40: 28 Bilmiyor musun, duymadın mı? Ebedi Tanrı, RAB, bütün dünyayı yaratan, Ne yorulur ne de zayıflar, O'nun bilgisi kavranamaz.
Tevrat/Yeşaya

Görüldüğü gibi Tevrat’ın Yeşeya bölümünde de Rabbin yorulmayacağı yazılmaktadır. Sevgili okurlar bu nasıl bir anlayıştır biz anlayamadık. Aynı kutsal kitabın, yani Tevrat’ın bir bölümünde yazılan, başka bir bölümünde taban tabana zıt gelen bir ifade ile yazılmıştır. Biz bu vebali yazıcıların omuzlarına bırakıp konumuza devam edelim.

DÖRT KİTAP ARASINDAKİ PARALELLİK

Yaradılış ile ilgili güzel ilişki, Davut'a verilen Zebur'da ve İsa'ya inen İncil'de de görülmektedir. Bu ayetlerdeki anlatımı da kısaca ele alalım.


Mezmur 136

4 Yegane büyük harikalar yapana;
Çünkü inayeti ebedidir;
5 Gökleri anlayışla yaratana;
Çünkü inayeti ebedidir.
6 Yeri sular üzerine yayana;
Çünkü inayeti ebedidir;
7 Büyük ışıklar yaratana;
Çünkü inayeti ebedidir
8 Gündüze hüküm için güneşi;
Çünkü inayeti ebedidir;
9 Geceye hüküm için ayı ve yıldızları,
Çünkü inayeti ebedidir;
Zebur

BAP 1

10 Ve yine,
"Ya Rab, sen başlangıçta yerin temelini kurdun,
Gökler de senin ellerinin işidir;
İncil / İbranilere mektup

İnsanlığa inen dört kutsal kitaptaki ilişkilerin mükemmelliği karşısında hayranlığımızı gizleyemiyoruz.

YAZILIŞTAKİ MÜKEMMELLİK

Zebur'un 136. Bölümü 26 ayetten oluşmaktadır. Bu 26 ayetin yirmi altısında da aynı cümle tekrar edilmiştir. " Çünkü inayeti ebedidir." Böyle tekrar edişe Kur'an'ın Rahman suresinde de tanık oluyoruz. Rahman suresinin 13. ayetinden surenin sonuna kadar " Şu halde Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz? " ayetinin tekrarı vardır. Bu yazılış biçimi de bize açıkça göstermektedir ki, kaynağı aynı olan yani Rabsal kitaplarda mükemmel bir ilişki vardır. Bu ilişki bununla da sınırlı değildir. Kur'an'da da, Zebur'da da harflerin bölüm başlarında kullanılmaları söz konusudur.
Önce 136. Mezmuru okuyalım. Okumadan önce şu hatırlatmayı yapalım Kutsal kitapların çevirilerinde farklılıklar olduğu muhakkaktır. Biz bu çevirilerden daha çağdaş olanını seçtik; bu çeviride “Çünkü inayeti ebedidir” yerine” sevgisi sonsuzdur” cümlesi kullanılmıştır.
136.Mezmur BÖLÜM 136
1 Şükredin RAB'be, çünkü O iyidir, Sevgisi sonsuzdur;
2 Şükredin tanrılar Tanrısı'na, Sevgisi sonsuzdur;
3 Şükredin rabler Rabbi'ne, Sevgisi sonsuzdur;
4 Büyük harikalar yapan tek varlığa, Sevgisi sonsuzdur;
5 Gökleri bilgece yaratana, Sevgisi sonsuzdur;
6 Yeri sular üzerine yayana, Sevgisi sonsuzdur;
7 Büyük ışıklar yaratana, Sevgisi sonsuzdur;
8 Gündüze egemen olsun diye güneşi, Sevgisi sonsuzdur;
9 Geceye egemen olsun diye ayı ve yıldızları yaratana, Sevgisi sonsuzdur;
10 Mısır'da ilk doğanları öldürene, Sevgisi sonsuzdur;
11-Güçlü eli, kudretli koluyla, Sevgisi sonsuzdur;
12- İsrail'i Mısır'dan çıkarana, Sevgisi sonsuzdur;
13 Kızıldeniz'i* ikiye bölene, Sevgisi sonsuzdur;
14 İsrail'i ortasından geçirene, Sevgisi sonsuzdur;
15 Firavunla ordusunu Kızıldeniz'e dökene, Sevgisi sonsuzdur;
16 Kendi halkını çölde yürütene, Sevgisi sonsuzdur;
17 Büyük kralları vurana, Sevgisi sonsuzdur;
18 Güçlü kralları öldürene, Sevgisi sonsuzdur;
19 Amorlu kral Sihon'u, Sevgisi sonsuzdur;
20 Başan Kralı Og'u öldürene, Sevgisi sonsuzdur;
21 Topraklarını mülk olarak, Sevgisi sonsuzdur;
22 Kulu İsrail'e mülk verene, Sevgisi sonsuzdur;
23 Düşkün günlerimizde bizi anımsayana, Sevgisi sonsuzdur;
24 Düşmanlarımızdan bizi kurtarana, Sevgisi sonsuzdur;
25 Bütün canlılara yiyecek verene, Sevgisi sonsuzdur;
26 Şükredin Göklerin Tanrısı'na, Sevgisi sonsuzdur.

Şimdi de Kur’an’daki Rahman suresine bir göz atalım.Bismillâhirrahmânirrahîm

1. Rahmân (çok merhametli olan Allah)
2. Kurân'ı öğretti.
3. İnsanı yarattı.
4. Ona beyanı öğretti.
5. Güneş de ay da bir hesab iledir.
6. Bitkiler ve ağaçlar secde etmektedirler.
7. Göğü yükseltti ve mizanı koydu.
8. Sakın tartıda taşkınlık etmeyin.
9. Tartıyı adaletle yapın, terazide eksiklik yapmayın.
10. (Allah) yeri mahlukat için (aşağıya) koydu.
11. Orada meyvalar ve salkımlı hurma ağaçları vardır.
12. Yapraklı taneler ve hoş kokulu bitkiler vardır.
13. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
14. Allah insanı, pişmiş bir çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.
15. Cinleri de hâlis ateşten yarattı.
16. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
17. (O) iki doğunun ve iki batının Rabbidir.
18. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
19. (Acı ve tatlı) iki denizi salıverdi birbirine kavuşuyorlar.
20. Fakat aralarında bir engel vardır, birbirlerine geçip karışmıyorlar.
21. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
22. İkisinden de inci ve mercan çıkar.
23. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
24. Denizde koca dağlar gibi yükselen gemiler de onundur.
25. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
26. Yer üzerinde bulunan her şey fânidir.
27. Yalnız celâl ve ikram sahibi Rabbinin yüzü (zâtı) baki kalacaktır.
28. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
29. Göklerde ve yerde bulunanlar, O'ndan isterler. O, her gün yeni bir iştedir.
30. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
31. Ey insan ve cin! sizin de hesabınızı ele alacağız.
32. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
33. Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresinden geçmeye gücünüz yeterse geçin gidin. Ama Allah'ın verdiği bir güç olmadan geçemezsiniz.
34. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
35. Üzerinize ateşten alev ve duman gönderilir, kendinizi savunamazsınız.
36. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
37. Gök yarılıp da, erimiş yağ gibi kıpkırmızı bir gül olduğu zaman...
38. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
39. İşte o gün, ne insana ne de cinne günahından sorulmaz.
40. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
41. Suçlular simalarından tanınır, alınlarından ve ayaklarından tutulur.
42. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
43. İşte bu, suçluların yalanladığı cehennemdir.
44. Onunla kaynar su arasında dolaşırlar.
45. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
46. Rabbinin makamından korkan kimselere iki cennet vardır.
47. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
48. İkisinin de çeşitli ağaçları, meyvaları vardır.
49. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
50. İkisinde de akıp giden iki kaynak vardır.
51. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
52. İkisinde de her türlü meyvadan çift çift vardır.
53. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
54. Astarları atlastan yataklara yaslanırlar. İki cennetin de devşirmesi yakındır.
55. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
56. Oralarda gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
57. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
58. Sanki onlar yâkut ve mercandırlar.
59. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
60. İyiliğin karşılığı, yalnız iyilik değil midir?
61. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
62. Bu ikisinden başka iki cennet daha vardır.
63. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
64. (Bu cennetler) yemyeşildirler.
65. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
66. İkisinde de fışkıran iki kaynak vardır.
67. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
68. İkisinde de her türlü meyva, hurma ve nar vardır.
69. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
70. İçlerinde güzel huylu, güzel yüzlü kadınlar vardır.
71. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
72. Çadırlar içerisinde gözlerini yalnız kocalarına çevirmiş hûriler vardır.
73. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
74. Bunlardan önce onlara ne insan ne de cin dokunmuştur.
75. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
76. Yeşil yastıklara ve hârikulâde güzel işlemeli döşeklere yaslanırlar.
77. Şimdi Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz?
78-Büyüklük ve ikram sahibi Rabbinin adı ne yücedir!
Kur’an / Rahman

Şu da bilinmelidir ki; bu tekrarlar boş yere yapılmamıştır. Şimdi başka paralelliğe geçelim. Az önce Kur’an’da ve Zebur’da Bölüm başlarında kullanılan Harflerden söz etmiştik bu konuyu açmadan önce Zebur’da bir göz atalım: 119. Mezmur İbrani alfabesinin ilk harfi olan alef harfiyle başlar. Her kısma bir İbrani harfi başlık olarak gelir. Hem Zebur’da yazılanları anlayabilmek hem de 22 tane İbrani harfinin yerleştirildiği kısımları görebilmek için Zebur’un 119 Bölümünü okumaya başlayalım:
119. Mezmur (ALEF)*fb* BÖLÜM 119
Mez.119: 1 Ne mutlu yolları temiz olanlara, RAB'bin yasasına göre yaşayanlara! D Not Alef, beyt, vb. sözcükleri İbrani alfabesinin harfleridir. 119. Mezmur akrostiş biçimde yazılmış bir şiirdir. Mez.119: 2 Ne mutlu O'nun öğütlerine uyanlara, Bütün yüreğiyle O'na yönelenlere! Mez.119: 3 Hiç haksızlık etmezler, O'nun yolunda yürürler. Mez.119: 4 Koyduğun koşullara Dikkatle uyulmasını buyurdun. Mez.119: 5 Keşke kararlı olsam Senin kurallarına uymakta! Mez.119: 6 Hiç utanmayacağım, Bütün buyruklarını izledikçe. Mez.119: 7 Şükredeceğim sana temiz yürekle, Adil hükümlerini öğrendikçe. Mez.119: 8 Kurallarını yerine getireceğim, Bırakma beni hiçbir zaman!
(BEYT)
Mez.119: 9 Genç insan yolunu nasıl temiz tutar? Senin sözünü tutmakla. Mez.119: 10 Bütün yüreğimle sana yöneliyorum, İzin verme buyruklarından sapmama! Mez.119: 11 Aklımdan çıkarmam sözünü, Sana karşı günah işlememek için. Mez.119: 12 Övgüler olsun sana, ya RAB, Bana kurallarını öğret. Mez.119: 13 Ağzından çıkan bütün hükümleri Dudaklarımla yineliyorum. Mez.119: 14 Sevinç duyuyorum öğütlerini izlerken, Sanki benim oluyor bütün hazineler. Mez.119: 15 Koşullarını derin derin düşünüyorum, Yollarını izlerken. Mez.119: 16 Zevk alıyorum kurallarından, Sözünü unutmayacağım.
(GİMEL)
Mez.119: 17 Ben kuluna iyilik et ki yaşayayım, Sözüne uyayım. Mez.119: 18 Gözlerimi aç, Yasandaki harikaları göreyim. Mez.119: 19 Garibim bu dünyada, Buyruklarını benden gizleme! Mez.119: 20 İçim tükeniyor, Her an hükümlerini özlemekten. Mez.119: 21 Buyruklarından sapan Lanetli küstahları azarlarsın. Mez.119: 22 Uzaklaştır benden küçümsemeleri, hakaretleri, Çünkü öğütlerini tutuyorum. Mez.119: 23 Önderler toplanıp beni kötüleseler bile, Ben kulun senin kurallarını derin derin düşüneceğim. Mez.119: 24 Öğütlerin benim zevkimdir, Bana akıl verirler.
(DALET)
Mez.119: 25 Toza toprağa serildim, Sözün uyarınca yaşam ver bana. Mez.119: 26 Yaptıklarımı açıkladım, beni yanıtladın; Kurallarını öğret bana! Mez.119: 27 Koşullarını anlamamı sağla ki, Harikalarının üzerinde düşüneyim. Mez.119: 28 İçim eriyor kederden, Sözün uyarınca güçlendir beni! Mez.119: 29 Yalan yoldan uzaklaştır, Yasan uyarınca lütfet bana. Mez.119: 30 Ben sadakat yolunu seçtim, Hükümlerini uygun gördüm.Mez.119: 31 Öğütlerine dört elle sarıldım, ya RAB, Utandırma beni! Mez.119: 32 İçime huzur verdiğin için Buyrukların doğrultusunda koşacağım.
(HE)
Mez.119: 33 Kurallarını nasıl izleyeceğimi öğret bana, ya RAB, Öyle ki, onları sonuna kadar izleyeyim. Mez.119: 34 Anlamamı sağla, yasana uyayım, Bütün yüreğimle onu yerine getireyim. Mez.119: 35 Buyrukların doğrultusunda yol göster bana, Çünkü yolundan zevk alırım. Mez.119: 36 Yüreğimi haksız kazanca değil, Kendi öğütlerine yönelt. Mez.119: 37 Gözlerimi boş şeylerden*çevir, Beni kendi yolunda yaşat. D Not 119:37 "Boş şeylerden" ya da "Değersiz putlardan". Mez.119: 38 Senden korkulması için Ben kuluna verdiğin sözü yerine getir. Mez.119: 39 Korktuğum hakaretten uzak tut beni, Çünkü senin ilkelerin iyidir. Mez.119: 40 Çok özlüyorum senin koşullarını! Beni doğruluğunun içinde yaşat!
(VAV)
Mez.119: 41 Bana sevgini göster, ya RAB, Sözün uyarınca kurtar beni! Mez.119: 42 O zaman beni aşağılayanlara Gereken yanıtı verebilirim, Çünkü senin sözüne güvenirim. Mez.119: 43 Gerçeğini ağzımdan düşürme, Çünkü senin hükümlerine umut bağladım. Mez.119: 44 Yasana sürekli, Sonsuza dek uyacağım. Mez.119: 45 Özgürce yürüyeceğim, Çünkü senin koşullarına yöneldim ben. Mez.119: 46 Kralların önünde senin öğütlerinden söz edecek, Utanç duymayacağım. Mez.119: 47 Senin buyruklarından zevk alıyor, Onları seviyorum. Mez.119: 48 Saygı ve sevgi duyuyorum buyruklarına, Derin derin düşünüyorum kurallarını.
(ZAYİN)
Mez.119: 49 Kuluna verdiğin sözü anımsa, Bununla umut verdin bana. Mez.119: 50 Acı çektiğimde beni avutan budur, Sözün bana yaşam verir. Mez.119: 51 Çok eğlendiler küstahlar benimle, Yine de yasandan şaşmadım. Mez.119: 52 Geçmişte verdiğin hükümleri anımsayınca, Avundum, ya RAB. Mez.119: 53 Çileden çıkıyorum, Yasanı terk eden kötüler yüzünden. Mez.119: 54 Senin kurallarındır ezgilerimin konusu, Konuk olduğum bu dünyada. Mez.119: 55 Gece adını anarım, ya RAB, Yasana uyarım. Mez.119: 56 Tek yaptığım, Senin koşullarına uymak. (HET)
Mez.119: 57 Benim payıma düşen sensin, ya RAB, Sözlerini yerine getireceğim, dedim. Mez.119: 58 Bütün yüreğimle sana yakardım. Lütfet bana, sözün uyarınca. Mez.119: 59 Tuttuğum yolları düşündüm, Senin öğütlerine göre adım attım. Mez.119: 60 Buyruklarına uymak için Elimi çabuk tuttum, oyalanmadım. Mez.119: 61 Kötülerin ipleri beni sardı, Yasanı unutmadım. Mez.119: 62 Doğru hükümlerin için Gece yarısı kalkıp sana şükrederim. Mez.119: 63 Dostuyum bütün senden korkanların, Koşullarına uyanların. Mez.119: 64 Yeryüzü sevginle dolu, ya RAB, Kurallarını öğret bana!
(TET)
Mez.119: 65 Ya RAB, iyilik ettin kuluna, Sözünü tuttun. Mez.119: 66 Bana sağduyu ve bilgi ver, Çünkü inanıyorum buyruklarına. Mez.119: 67 Acı çekmeden önce yoldan sapardım, Ama şimdi sözüne uyuyorum. Mez.119: 68 Sen iyisin, iyilik edersin; Bana kurallarını öğret. Mez.119: 69 Küstahlar yalanlarla beni lekeledi, Ama ben bütün yüreğimle senin koşullarına uyarım. Mez.119: 70 Onların yüreği yağ bağladı, Bense zevk alırım yasandan. Mez.119: 71 İyi oldu acı çekmem; Çünkü kurallarını öğreniyorum. Mez.119: 72 Ağzından çıkan yasa benim için Binlerce altın ve gümüşten daha değerlidir.
(YOD)
Mez.119: 73 Senin ellerin beni yarattı, biçimlendirdi. Anlamamı sağla ki buyruklarını öğreneyim. Mez.119: 74 Senden korkanlar beni görünce sevinsin, Çünkü senin sözüne umut bağladım. Mez.119: 75 Biliyorum, ya RAB, hükümlerin adildir; Bana acı çektirirken bile sadıksın. Mez.119: 76 Ben kuluna verdiğin söz uyarınca, Sevgin beni avutsun. Mez.119: 77 Sevecenlik göster bana, yaşayayım, Çünkü yasandan zevk alıyorum. Mez.119: 78 Utansın küstahlar beni yalan yere suçladıkları için. Bense senin koşullarını düşünüyorum. Mez.119: 79 Bana dönsün senden korkanlar, Öğütlerini bilenler. Mez.119: 80 Yüreğim kusursuz uysun kurallarına, Öyle ki, utanç duymayayım.
(KAF)
Mez.119: 81 İçim tükeniyor senin kurtarışını özlerken, Senin sözüne umut bağladım ben. Mez.119: 82 Gözümün feri sönüyor söz verdiklerini beklemekten, "Ne zaman avutacaksın beni?" diye soruyorum. Mez.119: 83 Dumandan kararmış tuluma döndüm, Yine de unutmuyorum kurallarını. Mez.119: 84 Daha ne kadar bekleyecek kulun? Ne zaman yargılayacaksın bana zulmedenleri? Mez.119: 85 Çukur kazdılar benim için Yasana uymayan küstahlar. Mez.119: 86 Bütün buyrukların güvenilirdir; Haksız yere zulmediyorlar, yardım et bana! Mez.119: 87 Nerdeyse sileceklerdi beni yeryüzünden, Ama ben senin koşullarından ayrılmadım. Mez.119: 88 Koru canımı sevgin uyarınca, Tutayım ağzından çıkan öğütleri.
(LAMET)
Mez.119: 89 Ya RAB, sözün Göklerde sonsuza dek duruyor. Mez.119: 90 Sadakatin kuşaklar boyu sürüyor, Kurduğun yeryüzü sapasağlam duruyor. Mez.119: 91 Bugün hükümlerin uyarınca ayakta duran her şey Sana kulluk ediyor. Mez.119: 92 Eğer yasan zevk kaynağım olmasaydı, Çektiğim acılardan yok olurdum. Mez.119: 93 Koşullarını asla unutmayacağım, Çünkü onlarla bana yaşam verdin. Mez.119: 94 Kurtar beni, çünkü seninim, Senin koşullarına yöneldim. Mez.119: 95 Kötüler beni yok etmeyi beklerken, Ben senin öğütlerini inceliyorum. Mez.119: 96 Kusursuz olan her şeyin bir sonu olduğunu gördüm, Ama senin buyruğun sınır tanımaz.
(MEM)
Mez.119: 97 Ne kadar severim yasanı! Bütün gün düşünürüm onun üzerinde. Mez.119: 98 Buyrukların beni düşmanlarımdan bilge kılar, Çünkü her zaman aklımdadır onlar. Mez.119: 99 Bütün öğretmenlerimden daha akıllıyım, Çünkü öğütlerin üzerinde düşünüyorum. Mez.119: 100 Yaşlılardan daha bilgeyim, Çünkü senin koşullarına uyuyorum. Mez.119: 101 Sakınırım her kötü yoldan, Senin sözünü tutmak için.Mez.119: 102 Ayrılmam hükümlerinden, Çünkü bana sen öğrettin. Mez.119: 103 Ne tatlı geliyor verdiğin sözler damağıma, Baldan tatlı geliyor ağzıma! Mez.119: 104 Senin koşullarına uymakla bilgelik kazanıyorum, Bu yüzden nefret ediyorum her yanlış yoldan.
(NUN)
Mez.119: 105 Sözün adımlarım için çıra, Yolum için ışıktır. Mez.119: 106 Adil hükümlerini izleyeceğime ant içtim, Andımı tutacağım. Mez.119: 107 Çok sıkıntı çektim, ya RAB; Koru hayatımı sözün uyarınca. Mez.119: 108 Ağzımdan çıkan içten övgüleri Kabul et, ya RAB, Bana hükümlerini öğret. Mez.119: 109 Hayatım her an tehlikede, Yine de unutmam yasanı. Mez.119: 110 Kötüler tuzak kurdu bana, Yine de sapmadım senin koşullarından. Mez.119: 111 Öğütlerin sonsuza dek mirasımdır, Yüreğimin sevincidir onlar. Mez.119: 112 Kararlıyım Sonuna kadar senin kurallarına uymaya.
(SAMEK)
Mez.119: 113 Döneklerden tiksinir, Senin yasanı severim. Mez.119: 114 Sığınağım ve kalkanım sensin, Senin sözüne umut bağlarım. Mez.119: 115 Ey kötüler, benden uzak durun, Tanrım'ın buyruklarını yerine getireyim. Mez.119: 116 Sözün uyarınca destek ol bana, yaşam bulayım; Umudumu boşa çıkarma! Mez.119: 117 Sıkı tut beni, kurtulayım, Her zaman kurallarını dikkate alayım. Mez.119: 118 Kurallarından sapan herkesi reddedersin, Çünkü onların hileleri boştur. Mez.119: 119 Dünyadaki kötüleri cüruf gibi atarsın, Bu yüzden severim senin öğütlerini. Mez.119: 120 Bedenim ürperiyor dehşetinden, Korkuyorum hükümlerinden.
(AYİN)
Mez.119: 121 Adil ve doğru olanı yaptım, Gaddarların eline bırakma beni! Mez.119: 122 Güven altına al kulunun mutluluğunu, Baskı yapmasın bana küstahlar. Mez.119: 123 Gözümün feri sönüyor, Beni kurtarmanı, Adil sözünü yerine getirmeni beklemekten. Mez.119: 124 Kuluna sevgin uyarınca davran, Bana kurallarını öğret. Mez.119: 125 Ben senin kulunum, bana akıl ver ki, Öğütlerini anlayabileyim. Mez.119: 126 Ya RAB, harekete geçmenin zamanıdır, Yasanı çiğniyorlar. Mez.119: 127 Bu yüzden senin buyruklarını, Altından, saf altından daha çok seviyorum; Mez.119: 128 Koyduğun koşulların hepsini doğru buluyorum, Her yanlış yoldan tiksiniyorum.
(PE)
Mez.119: 129 Harika öğütlerin var, Bu yüzden onlara candan uyuyorum. Mez.119: 130 Sözlerinin açıklanışı aydınlık saçar, Saf insanlara akıl verir. Mez.119: 131 Ağzım açık, soluk soluğayım, Çünkü buyruklarını özlüyorum. Mez.119: 132 Bana lütufla bak, Adını sevenlere her zaman yaptığın gibi. Mez.119: 133 Adımlarımı pekiştir verdiğin söz uyarınca, Hiçbir suç bana egemen olmasın. Mez.119: 134 Kurtar beni insan baskısından, Koşullarına uyabileyim. Mez.119: 135 Yüzün aydınlık saçsın kulunun üzerine, Kurallarını öğret bana. Mez.119: 136 Oluk oluk yaş akıyor gözlerimden, Çünkü uymuyorlar yasana.
(SADE)
Mez.119: 137 Sen adilsin, ya RAB, Hükümlerin doğrudur. Mez.119: 138 Buyurduğun öğütler doğru Ve tam güvenilirdir. Mez.119: 139 Gayretim beni tüketti, Çünkü düşmanlarım unuttu senin sözlerini. Mez.119: 140 Sözün çok güvenilirdir, Kulun onu sever. Mez.119: 141 Önemsiz ve horlanan biriyim ben, Ama koşullarını unutmuyorum. Mez.119: 142 Adaletin sonsuza dek doğrudur, Yasan gerçektir. Mez.119: 143 Sıkıntıya, darlığa düştüm, Ama buyrukların benim zevkimdir. Mez.119: 144 Öğütlerin sonsuza dek doğrudur; Bana akıl ver ki, yaşayayım.
(KOF)
Mez.119: 145 Bütün yüreğimle haykırıyorum, Yanıtla beni, ya RAB! Senin kurallarına uyacağım. Mez.119: 146 Sana sesleniyorum, Kurtar beni, Öğütlerine uyayım. Mez.119: 147 Gün doğmadan kalkıp yardım dilerim, Senin sözüne umut bağladım. Mez.119: 148 Verdiğin söz üzerinde düşüneyim diye, Gece boyunca uyku girmiyor gözüme. Mez.119: 149 Sevgin uyarınca sesime kulak ver, Hükümlerin uyarınca, ya RAB, yaşam ver bana! Mez.119: 150 Yaklaşıyor kötülük ardınca koşanlar, Yasandan uzaklaşıyorlar. Mez.119: 151 Oysa sen yakınsın, ya RAB, Bütün buyrukların gerçektir. Mez.119: 152 Çoktan beri anladım Öğütlerini sonsuza dek verdiğini. (REŞ)
Mez.119: 153 Çektiğim sıkıntıyı gör, kurtar beni, Çünkü yasanı unutmadım. Mez.119: 154 Davamı savun, özgür kıl beni, Sözün uyarınca koru canımı. Mez.119: 155 Kurtuluş kötülerden uzaktır, Çünkü senin kurallarına yönelmiyorlar. Mez.119: 156 Çok sevecensin, ya RAB, Hükümlerin uyarınca koru canımı. Mez.119: 157 Bana zulmedenler, düşmanlarım çok, Yine de sapmadım senin öğütlerinden. Mez.119: 158 Tiksinerek bakıyorum hainlere, Çünkü uymuyorlar senin sözüne. Mez.119: 159 Bak, ne kadar seviyorum koşullarını, Sevgin uyarınca, ya RAB, koru canımı. Mez.119: 160 Sözlerinin temeli gerçektir, Doğru hükümlerinin tümü sonsuza dek sürecektir.
(SİN ve ŞİN) Mez.119: 161 Yok yere zulmediyor bana önderler, Oysa yüreğim senin sözünle titrer. Mez.119: 162 Ganimet bulan biri gibi Verdiğin sözlerde sevinç bulurum. Mez.119: 163 Tiksinir, iğrenirim yalandan, Ama senin yasanı severim. Mez.119: 164 Doğru hükümlerin için Seni günde yedi kez överim. Mez.119: 165 Yasanı sevenler büyük esenlik bulur, Hiçbir şey sendeletmez onları. Mez.119: 166 Ya RAB, kurtarışına umut bağlar, Buyruklarını yerine getiririm. Mez.119: 167 Öğütlerine candan uyar, Onları çok severim. Mez.119: 168 Öğütlerini, koşullarını uygularım, Çünkü bütün davranışlarımı görürsün sen.
(TAV)
Mez.119: 169 Feryadım sana erişsin, ya RAB, Sözün uyarınca akıl ver bana! Mez.119: 170 Yalvarışım sana ulaşsın;Verdiğin söz uyarınca kurtar beni! Mez.119: 171 Dudaklarımdan övgüler aksın, Çünkü bana kurallarını öğretiyorsun. Mez.119: 172 Dilimde sözün ezgilere dönüşsün, Çünkü bütün buyrukların doğrudur. Mez.119: 173 Elin bana yardıma hazır olsun, Çünkü senin koşullarını seçtim ben. Mez.119: 174 Kurtarışını özlüyorum, ya RAB, Yasan zevk kaynağımdır. Mez.119: 175 Beni yaşat ki, sana övgüler sunayım, Hükümlerin bana yardımcı olsun. Mez.119: 176 Kaybolmuş koyun gibi avare dolaşıyordum; Kulunu ara, Çünkü buyruklarını unutmadım ben.
Zebur

Zebur’un 119. Mezmur'u diğer Mezkur’lardan farklıdır. Bu Mezmur'da İbrani alfabesindeki 22 harf kullanılarak bölüm başı yapılmıştır. Bunun bilinen tarafı yukarda açıklanmıştır. Ancak gerçek bilinmemektedir.
Şimdi Kur’an’da Arap alfabesindeki 28 harfin yarısı olan 14 harfin kullanıldığı sure başlarındaki ayetleri aşağıda takip edelim.

Bakara :1 Elif lam mim
Al'i İmran :1 Elif lam mim
A'raf :1 Elif lam mim sad
Yunus :1 Elif lam ra
Hud :1 Elif lam ra
Yusuf :1 Elif lam ra.
Ra'd :1 Elif lam mim ra
İbrahim :1 Elif lam ra
Hicr :1 Elif lam ra
Meryem :1 Kaf ha ya ayn sad
Taha :1 Ta ha
Şu'ara :1 Ta sin mim
Neml :1 Ta sin
Kasas :1 Ta sin mim
Ankebut :1 Elif lam mim
Rum :1 Elif lam mim
Lokman :1 Elif lam mim
Secde :1 Elif lam mim
Yasin :1 Ya sin
Sad :1 Sad
Mü'min :1 Ha mim
Fussilet :1 Ha mim
Şura :1/2 Ha mim/ayn sin kaaf
Zuhruf :1 Ha mim
Duhan :1 Ha mim
Casiye :1 Ha mim
Ahkaf :1 Ha mim
Kaf :1 Kaaf
Kalem :1 Nun

Görüldüğü gibi Kutsal kitaplardan sonuncusu olan Kur’an’da da Arap harflerinin 14 tanesi kullanılarak sure başlarındaki ayetlerde yer almıştır. Bütün bunlar ne anlam içermektedir? Elbetteki bir anlamı vardır ancak bu kitabımızın konusu değildir.
Şimdi ilk insan Adem’le ilgili Kutsal metinlerdeki ayetleri inceleyelim:

2.BÖLÜM

2. BÖLÜM

ÂDEM’İN YARATILIŞI

Tevrat'ın Tekvin bölümünün 2. Babında Adem'in yaratılışı konu edilir. Son kutsal kitap olan Kur'an'da da birkaç ayette, Âdem’in tıpkı Tevrat'ta yazıldığı gibi topraktan yaratıldığı belirtilir. Bu konuda da ilk ve son kutsal kitap arasında uyumlu bir ilişki vardır.
Dilerseniz Adem'in yaratılışıyla ilgili olayı Tevrat ve Kur'an'ı karşılaştırarak ele alalım:

BAP 2

7 Ve Rab Allah yerin toprağından adamı yaptı, ve onun burnuna hayat nefesini üfledi; ve adam yaşayan can oldu.
8 Ve Rab Allah şarka doğru Adende bir bahçe dikti; ve adamı oraya koydu.
Tevrat / Tekvin

59 ..... Onu topraktan yarattı, sonra ona “Ol!” dedi, artık olur.
Kur’an / Al’i İmran

28 Bir zaman Rabbin, meleklere demişti ki: “ Ben kupkuru çamurdan, değişken balçıktan bir insan yaratacağım!”
29 “ Onu düzenlediğim ve ona ruhumdan üflediğim zaman hemen ona secdeye kapanın!”
30 Meleklerin hepsi topluca secde ettiler.
31 Yalnız İblis, secde edenlerle beraber olmayı kabul etmedi.

Kur’an / Hicr

30 Bir zamanlar Rabbin meleklere: “ Ben yeryüzünde bir halife yapacağım.” Demişti. ( Melekler ): Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın?” Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz!” dediler. ( Rabbin ): “ Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi. Kur’an / Bakara

Bakara suresinin bu ayeti çok ilginçtir. Bu ayette Allah’ın yeryüzünde bir halife yapacağı yazılmıştır. Bu ifadeden anlıyoruz ki, Adem yeryüzünde yaratılmıştır. Bu tezimizi destekleyen bir ayet daha aktaralım.

55 Sizi yerden yarattık, yine oraya döndüreceğiz ve bir kez daha ondan çıkaracağız.
Kur’an / Taha

Yukarda ele aldığımız ayetlerde sanırız dikkatinizden kaçmayan bir şey vardır. Buna az sonra değineceğiz.
Az önce Adem'in yaratılışıyla ilgili olarak ele aldığımız ayette de Adem’in yerin toprağından yaratıldığı belirtilmekte idi. Bu yerin yani bahçe anlamına gelen cennetin neresi olduğunu tespit etmeye çalışalım.

BAP 2
14 Ve üçüncü ırmağın adı Dicledir; Aşurun önünden akan odur. Ve dördüncü ırmak fırattır.
15 Ve RAB Allah adamı aldı, baksın ve onu korusun diye Aden bahçesine koydu.
Tevrat / Tekvin

Bu ayetlerden anlaşılacağı gibi bu yer Anadolu yarımadasında bir yerdir. Kurallara uymadıkları için de bu bahçeden çıkarılmışlardır. Görüldüğü gibi her iki kutsal kitapta da bu konu ile ilgili olarak en ufak bir çelişki yoktur.
Her iki kitapta da Adem'in yeryüzünde yaratıldığı yani yaşadığımız gezegende yaratıldığı belirtilmektedir. Bu bölge Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenliği altındaki Güneydoğu Anadolu bölgesidir.
Tevrat metinlerinde nedense, Adem yaratıldıktan sonra meleklerin ona secde etmeleri, fakat şeytanın secde etmeyenlerden olması ele alınmamıştır. Bu çelişkili durumun da sorumluları Tevrat yazıcılarıdır.

BÖLÜM:2
7 RAB Tanrı Adem'i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu. kaynakları››. 8 RAB Tanrı doğuda, Aden'de bir bahçe dikti. Yarattığı Adem'i oraya koydu. 9 Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı. 10 Aden'den bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu. 11 İlk ırmağın adı Pişon'dur. Altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar. 12 Orada iyi altın, reçine ve oniks bulunur. 13 İkinci ırmağın adı Gihon'dur, Kûş sınırları boyunca akar. 14 Üçüncü ırmağın adı Dicle'dir, Asur'un doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırat'tır. 15 RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Adem'i oraya koydu. 16 Ona, ‹‹Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin›› diye buyurdu, 17 ‹‹Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.›› 18 Sonra, ‹‹Adem'in yalnız kalması iyi değil›› dedi, ‹‹Ona uygun bir yardımcı yaratacağım.›› 19 RAB Tanrı yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümünü topraktan yaratmıştı. Onlara ne ad vereceğini görmek için hepsini Adem'e getirdi. Adem her birine ne ad verdiyse, o canlı o adla anıldı. 20 Adem bütün evcil ve yabanıl hayvanlara, gökte uçan kuşlara ad koydu. Ama kendisi için uygun bir yardımcı bulunmadı. 21 RAB Tanrı Adem'e derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. 22 Adem'den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Adem'e getirdi. 23 Adem, ‹‹İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, Etimden alınmış ettir›› dedi, ‹‹Ona ‹Kadın2› denilecek, Çünkü o adamdan3 alındı.›› türemiştir. 24 Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak. İnsanın Günahı25 Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.

BÖLÜM 3
1 RAB Tanrı'nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, ‹‹Tanrı gerçekten, ‹Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin› dedi mi?›› diye sordu. 2 Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı, 3 ‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.›› 4 Yılan, ‹‹Kesinlikle ölmezsiniz›› dedi, 5 ‹‹Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.›› 6 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi. 7 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar. 8 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrı'nın sesini duydular. O'ndan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler. 9 RAB Tanrı Adem'e, ‹‹Neredesin?›› diye seslendi. 10 Adem, ‹‹Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim›› dedi. 11 RAB Tanrı, ‹‹Çıplak olduğunu sana kim söyledi?›› diye sordu, ‹‹Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?›› 12 Adem, ‹‹Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim›› diye yanıtladı. 13 RAB Tanrı kadına, ‹‹Nedir bu yaptığın?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Yılan beni aldattı, o yüzden yedim›› diye karşılık verdi. 14 Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, ‹‹Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın›› dedi, ‹‹Karnının üzerinde sürünecek, Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin. 15 Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu Birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek, Sen onun topuğuna saldıracaksın.›› 16 RAB Tanrı kadına, ‹‹Çocuk doğururken sana Çok acı çektireceğim›› dedi, ‹‹Ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın, Seni o yönetecek.›› 17 RAB Tanrı Adem'e, ‹‹Karının sözünü dinlediğin ve sana, Meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için Toprak senin yüzünden lanetlendi›› dedi, ‹‹Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın. 18 Toprak sana diken ve çalı verecek, Yaban otu yiyeceksin. 19 Toprağa dönünceye dek Ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın Ve yine toprağa döneceksin.›› 20 Adem karısına Havvafç adını verdi. Çünkü o bütün insanlarınfç annesiydi. gelen aynı sözcükten türemiştir. 21 RAB Tanrı Adem'le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi. 22 Sonra, ‹‹Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu›› dedi, ‹‹Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli.›› 23 Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Adem'i Aden bahçesinden çıkardı. Kayin ile Habil24 Onu kovdu. Yaşam ağacının yolunu denetlemek için de Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi.

Açıkça görüldüğü gibi Tevrat ayetlerinde meleklerin Adem’e secde etmesi, Şeytan’ın bunu reddetmesi yer almaz. Kur’an'da ise bu konu birçok ayette defalarca vurgulanmıştır.
Bir başka çelişki de sanırız dikkatli okurların gözünden kaçmamıştır. Tevrat’taki anlatımda yasak meyveyi ilk yiyenin Havva olduğu vurgulanmaktadır. Oysa ki; Kur’an'da bu olay farklı anlatılmıştır.

115 Gerçek şu ki, bundan önce Adem’e bir emir verdik, ama o unuttu ve Biz onda bir azim de bulmadık.
116 Ve o vakti düşün ki, meleklere: “Adem için secde edin!” dedik, hemen secde ettiler; ancak İblis dayattı.
117 Bunun üzerine Biz de :”Ey Adem, haberin olsun, bu, sana ve eşine düşmandır; sakin sizi cennetten çıkarmasın, sonra mutsuz olursun.
118 Çünkü senin acıkmaman ve çıplak kalmaman oradadır.
119 ve sen orada susamazsın ve güneşte yanmazsın.” Dedik.
120 Derken şeytan ona vesvese verdi: “Ey Adem, sana sonsuzluk ağacını ve çürümesi olmayan bir saltanatı göstereyim mi?” dedi.
121 Bunun üzerine ikisi de ondan yediler; hemen ayıp yerleri kendilerine açılıp göründü, üzerlerine cennet yaprağından yamamağa başladılar ve Adem Rabbine asi oldu da şaşkın düştü.
Kur’an Taha

Daha önce okuduğumuz ayetlerde görüldüğü gibi, ilk kutsal kitap olan Tevrat’ta şeytanın Havva’ya fısıldadığı ve yasak meyveyi yiyerek kocasına da yedirdiği anlatılmaktadır. Bu ayetler sayesinde kadınlar yüzyıllardır aşağılanmaktadır. Kur’an’da bu anlatım düzeltilip Adem’e fısıldadığı ve elmayı birlikte yedikleri anlatılmıştır. Bu ayetler sabit olmasına rağmen hala çoğu insan yasak meyveyi ilk yiyenin Havva olduğunu sanmaktadır. Kur’an ayetindeki bu eşitliğe rağmen kadınlar hala daha aşağılanmaktadır.
Kur'an'da başka ayetlerde de Adem’in yaratılışı Şeytan’ın Adem’e secde etmemesi ve Allah’tan kıyamet gününe kadar süre isteyip bütün kullarını saptıracağı yer almaktadır. Bu bölümler şimdiki Tevrat metinlerinde yoktur Kur’an’daki bu ayetleri siz okurlarımıza sunuyoruz.

61- (Yine unutma ki) Bir vakit meleklere: "Âdem'e secde edin" demiştik. İblis'ten başka hepsi secde ettiler. O ise: "Ben bir çamurdan yarattığın kimseye mi secde ederim?" demişti.
62- (Yine İblis) dedi ki: "Şu benden üstün kıldığını gördün mü? Yemin ederim ki, eğer beni kıyamet gününe kadar ertelersen, pek azı hariç, onun zürriyetini kendi buyruğum altına alacağım."
63- Allah buyurdu ki: "Haydi git! Onlardan kim sana uyarsa, şüphesiz ki, cezanız cehennemdir, hem de mükemmel bir ceza. "
64- "Onlardan gücünün yettiğini yerinden oynat. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yaygarayı bas! Mallarda ve çocuklarda onlara ortak ol! Ve onlara vaadlerde bulun." Fakat şeytan onlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez.
65- Doğrusu benim (ihlaslı) kullarım üzerinde senin hiçbir hakimiyetin yoktur. Vekil olarak Rabbin yeter.
Kur’an / İsra

Bu ayetlerden açıkça anlamaktayız ki; Şeytan, Allah’ın salih kullarını saptıracak güce sahip değildir.

11- Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı.
12- (Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın."
13- (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın."
14- (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver."
15- (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin."
16- "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım."
17- "Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın."
18- (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım."
19- (Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
20- Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi.
21- Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti.
22- Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi ve şeytan size apaçık düşmandır, demedim mi?"
23- Dediler ki: "Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik, eğer bizi bağışlamaz ve bize rahmetinle muamele etmezsen muhakkak ziyana uğrayacaklardan oluruz!"
24- (Allah) buyurdu: "Birbirinize düşman olarak inin, sizin yeryüzünde bir süreye kadar kalıp geçinmeniz gerekmektedir."
25- "Orada yaşayacaksınız, orada öleceksiniz ve yine oradan (dirilip) çıkarılacaksınız!" dedi.
Kur’an / A’raf

50- Hani meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik; İblis’in dışında (diğerleri) secde etmişlerdi. O cinlerdendi, böylelikle Rabbinin emrinden dışarı çıkmıştı. Bu durumda Beni bırakıp onu ve onun soyunu veliler mi edineceksiniz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. (Bu,) Zalimler için ne kadar kötü bir (tercih) değiştirmedir.
Kur’an / Kehf

30- Bir zamanlar Rabb'in meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım" demişti. (Melekler): "A!.. Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz" dediler. (Rabb'in): "Ben sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.
31- Ve Âdem'e isimlerin hepsini öğretti, sonra onları meleklere gösterip: "Haydi davanızda sadıksanız bana şunları isimleriyle haber verin." dedi.
32- Dediler ki: "Yücesin sen (ya Rab!). Bizim, senin bize öğrettiğinden başka bir bilgimiz yoktur. Şüphesiz sen bilensin, hakîmsin".
33- (Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dedi.
34- Ve o zaman meleklere: "Âdem'e secde edin!" dedik, hemen secde ettiler. Yalnız İblis dayattı, kibrine yediremedi, inkârcılardan oldu.
35- Dedik ki: "Ey Âdem, sen ve eşin cennette oturun, ikiniz de ondan dilediğiniz yerde bol bol yeyin, fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
36- Bunun üzerine şeytan onları(n ayağını) oradan kaydırdı, içinde bulundukları (cennet yurdu)ndan çıkardı. Biz de: "Birbirinize düşman olarak inin, orada belirli bir vakte kadar sizin için bir karar yeri ve bir nasib vardır." dedik.
37- Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir.
38- Onlara dedik ki: "Hepiniz oradan inin. Size benim tarafımdan bir hidayet rehberi geldiğinde, kim o hidayetçimin izinde giderse, onlar için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.
Kur’an / Bakara


HAVVA'NIN YARATILIŞI

Havva’nın yaratılışıyla ilgili ayetleri de karşılaştırmalı olarak aşağıda veriyoruz:

BAP 2

21 Ve RAB Allah adamın üzerine derin bir uyku getirdi, ve o uyudu; ve onun kaburga kemiklerinden birini aldı, ve yerini etle kapladı;
22 ve RAB Allah adamdan aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaptı, ve onu adama getirdi.
Tevrat / Tekvin

1 Ey insanlar, sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan eşini yaratıp ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üreten Rabbinizden korkun;.....
Kur’an / Nisa

Bu ayetlerden anlaşılacağı gibi Havva Adem’den alınan bir parçadan, ya da Adem’den bir şekilde yaratılmıştır. Dolayısıyla bu konu hakkında Kur’an ve Tevrat arasında çok güzel bir ilişki vardır.
Şimdi değineceğimiz konu çok ilginçtir ve bu konu hakkında yazdıklarımızı dikkatle takip etmenizi tavsiye ederiz.

30 Bir zamanlar Rabbin meleklere: “ Ben yeryüzünde bir halife yapacağım.” Demişti. ( Melekler ): Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın?” Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz!” dediler. ( Rabbin ): “ Ben sizin bilmediklerinizi bilirim” dedi.
Kuran /Bakara

ADEM ÖNCESİ İNSANLAR

Konumuza devam edelim: Bakara suresinin 30. Ayetinde ilginç bir ifade vardır. “ Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birisini mi halife yapacaksın?” Bu gerçekten çok ilginç ve araştırmaya değer bir ifade tarzıdır. Çünkü melekler, yaratılacak kişinin yeryüzünde halife yapılacağını Allah’ın bildirmesinden sonra, böyle bir ifade kullanmışlardır. Melekler Adem’in bozgunculuk yapacağını ve kan dökeceğini nereden biliyorlardı acaba? Demek oluyor ki, Adem’den önce bir insan nesli yeryüzünde yaşamıştı. Bu insan neslinin kim olduğu ve nerede yaşayıp, neler yaptıklarına dair fazla bir bilgi yoktur. Fakat konunun anlaşılabilmesi için bir ön bilgi verme zorunluluğu hissediyoruz.
İşte bu amaçla öncelikle Tevrat’a yeniden bir göz atalım.

BAP 1
26 Ve Allah dedi: Suretimizde, benzeyişimize göre insan yapalım; ve denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına, ve sığırlara, ve bütün yeryüzüne, ve yerde sürünen her şeye hâkim olsun.
27 Ve Allah insanı kendi suretinde yarattı, onu Allahın suretinde yarattı; onları erkek ve dişi olarak yarattı.
28 Ve Allah onları mübarek kıldı; ve Allah onlara dedi: Semereli olun, ve çoğalın, ve yeryüzünü doldurun, ve onu tabi kılın; ve denizin balıklarına, ve göklerin kuşlarına, ve yer üzerinde hareket eden her canlı şeye hakim olun.
29 Ve Allah dedi: İşte, bütün yeryüzü üzerinde olup tohum veren her sebzeyi, ve kendisinde ağaç meyvası olup tohum veren her ağacı size verdim; size yiyecek olacaktır;
30 ve yerin her hayvanına, ve göklerin her kuşuna, ve kendisinde hayat nefesi olup yeryüzünde sürünen her şeye, bütün yeşil otu yiyecek olarak verdim; ve böyle oldu.
31 Ve Allah yaptığı her şeyi gördü, ve işte, çok iyi idi. Ve Akşam oldu ve sabah oldu, altıncı gün.
Tevrat / Tekvin

Bu ayetlerden açıkça anlaşılacağı gibi, Allah Adem’den önce bir insan türü yaratmıştır. Daha sonra da Adem’i yaratmıştır. Bunu da nereden çıkardın? Derseniz; Tevrat’ın yazılışına bir göz atmakta fayda var deriz.
Tevrat'ın Bap 1: 26.. 31 ayetlerinde insanın yaratılışı ele alınmaktadır. Oysa ki Adem'in yaratılışı, bu ayetlerden çok sonra ve başka bölümde ele alınmıştır. Bir şey daha gözden kaçmamıştır umarız. Adem yaratıldıktan sonra toprağı işleyeceğinden söz edilmektedir.
Kur'an'da da bu anlatım farklı biçimde ele alınmasına karşın aynı anlatım söz konusudur. Az sonra değineceğimiz bu konuyu bir kenara not edelim.
Daha önce söylediğimiz gibi bu konuyu açmamız ilerde anlatacaklarımıza ışık tutacaktır. Tevrat'taki bu ayetler dikkatle incelendiğinde Allah, Âdem’den önce bir insan yaratmıştır. Fakat Tevrat ayetlerinden açıkça anlaşıldığı gibi bu insan nesli ekip biçmeyi ve evcil hayvan yetiştirmeyi, kısaca hayvancılığı bilmez. Avlanarak ve doğanın ona sunduğu meyveleri yiyerek yaşar. Bunlar ilkel insanlardır.
Tarihçilere göre tarım ve hayvancılık yapan yerleşik insan toplulukları bereketli hilal denen Fırat Dicle havzasında ortaya çıkmıştır. Yani Anadolu’nun Güneydoğu bölgesi, Mezopotamya ve Nil nehri dolaylarında..
Bu konu hakkında daha kapsamlı bilgileri diğer serilerimizde vereceğiz. Daha sonra ele alacağımız konuların anlaşılabilmesi için şimdilik ön bilgi vermeyi uygun gördük.
Bakara suresinin 30. ayetine geri dönelim. Bu ayette Allah’ın yeryüzünde halife yaratacağı vurgulanmaktadır. Oysa ilkel insanlarda bu yetenek yoktur. Yani Krallıklar uygarlıklar kuramamışlardır. Çadır dahi yapmasını bilmiyorlardı ve mağaralarda yaşıyorlardı. Üstelik Kutsal kitapları da yoktu, dolayısıyla dinleri de yoktur. Halife demek Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi demektir. O zaman kimdir bu halife yapılan, fakat daha sonra kan döken bozguncu insan nesli. Sanırız biraz anlaşılmıştır. Platon’un eserinde bahsettiği Atlantis uygarlığı. Bu uygarlıktan çok daha önce varlığından söz edilen Mu uygarlığı. Bu konular hakkında birçok kitap yazılmıştır. Birçok spekülasyonlar yapılmıştır. Fakat biz bu konuya girmeyeceğiz. Çünkü Kur’an'daki ayet apaçık uyarıdır.

100 Siz ey imana ermiş olanlar! Önceki çağlarda kendilerine vahiy verilenlerden bir fırkaya uyarsanız, iman ettikten sonra yeniden hakikati reddetmenize sebep olabilirler.
Kur’’an / Ali-İmran

Adem ile ilgili olarak yaptığımız açıklamaları burada sonlandırıp diğer bir konumuz olan Adem’in çocuklarını ele alarak devam edelim.

HABİL VE KABİL

Tevrat’ta 4. Baptan itibaren Adem'in iki oğlunun durumu anlatılır.

BAP 4
Ve Adem karısı Havvayı bildi; ve gebe kalıp Kaini doğurdu; ve; RABBİN yardımile bir adam kazandım, dedi.
2 Ve yine kardeşi Habili doğurdu. Ve Habil koyun çobanı oldu, fakat Kain çiftçi oldu.
3 Ve Kain, günler geçtikten sonra, toprağın semeresinden RABBE taktime getirdi.
4 Ve Habil, kendiside sürünün ilk doğanlarından ve yağlarından getirdi. Ve RAB Habile ve onun taktimesine baktı;
5 fakat Kaine ve onun taktimesine bakmadı. Ve Kain çok öfkelendi, ve çehresini astı.
6 Ve RAB Kaine dedi: Niçin öfkelendin? Ve niçin çehreni astın?
7 Eğer iyi davranırsan o yükseltilmeyecek mi? Ve eğer iyi davranmazsan, günah kapıda pusuya yatmıştır; ve onun istediği sensin; fakat sen ona üstün ol.
8 Ve Kain, kardeşi habile söyledi. Ve vaki oldu ki, kırda oldukları zaman, Kain, kardeşi Habile karşı kalktı, ve onu öldürdü.
Tevrat / Tekvin

Bu olay Kur'an'ın Maide suresinin 27 den 32 ye kadar olan ayetlerinde anlatılmıştır ve herhangi bir çelişki yoktur. Kur’an'da Adem’in oğullarının adı geçmez. Fakat buna rağmen anlatılan kişilerin Habil ve Kabil oldukları anlaşılmaktadır. Şunu da hatırlatalım, İslami kaynaklarda Kain adı, Kabil olarak geçer.

27 Onlara Adem’in iki oğlunun haberini, gerçek olarak oku: Hani her biri birer kurban sunmuşlardı, ( kurban ) birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. ( Kurbanı kabul edilmeyen kabul edilene ): “ Seni öldüreceğim.” demişti. ( O da):“ Allah, sadece (azabından ) korunanlardan kabul eder” dedi.
28 “ Andolsun, eğer sen beni öldürmek için bana elini uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam. Çünkü ben alemlerin Rabbinden korkarım!”
29 “ Ben isterim ki sen, benim günahımıda, senin günahınıda yüklenip ateş halkından olasın! Zalimlerin cezası budur.”
30 Nefsi onu, kardeşini öldürmeğe çağırdı, (o da nefsine uyarak) onu öldürdü, ziyana uğrayanlardan oldu.
31 Derken Allah, ona, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için yeri eşeleyen bir karga gönderdi. (karganın yaptığını görünce): “ Yazık bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten aciz miyim (ben)” dedi ve pişman olanlardan oldu!
Kur’an / Maide

Bu konuya İncil’deki şu ayetle değinilmiştir.

BAP 11 4 Habil'in Tanrı'ya Kayin'den daha iyi bir kurban sunması iman sayesinde oldu. İmanı sayesinde doğru biri olarak Tanrı'nın beğenisini kazandı. Çünkü Tanrı onun sunduğu adakları kabul etti. Nitekim Habil ölmüş olduğu halde, iman sayesinde hâlâ konuşmaktadır. İncil / İbranilere mektup
Daha önce belirttiğimiz gibi, Üç kitaptaki anlatımda da herhangi bir çelişki yoktur. Fakat şu da bir gerçektir ki, Kur'an'ın 31. ayetinde yazılanlar Tevrat'ta yoktur. Bu ayetler neden Tevrat’ta yer almamıştır? Bu sorunun cevabını da diğer çalışmalarımızda ele alacağımızı belirterek konumuza devam edelim:
Şüphesiz kardeşlerden birinin kurbanının kabul edilmesi diğerinin edilmemesi düşündürücüdür. Bu konu hakkında da birçok spekülasyon yapılmıştır ancak gerçek şudur; kitabımızın giriş bölümünde belirttiğimiz gibi bu konuya kapsamlı olarak girmeyeceğiz fakat bir ön bilgi vermekte yarar görüyoruz:


HABİL

Habil bilindiği gibi çobanlık yapmaktadır. Ve çok adil bir yöneticidir. Tıpkı babası Adem gibi; yani babasının misyonuna devam etmektedir. Diğer insanlarla (Bu insanları az sonra açıklayacağız) birlikte çalışır, onlarla birlikte yer içer ve elde ettikleri ürünü eşit bir şekilde paylaşırlardı. (Ondan sonra gelen peygamberler de aynı davranışı sergilemişlerdir.) Diğer insanlar ona çok büyük bir saygı duyarlardı. Bu topluluğa komünal topluluk denirdi. Ve Allah, üzerinde insan emeği olan bu kurbanı kabul etmiştir.

KABİL

Bilindiği gibi Kabil de çiftçilik yapmaktadır, Daha önce açıkladığımız gibi, yeryüzünde Adem’den önce yaratılan bir insan nesli yaşamakta idi. Bunlar ilkel insanlardı. Maymuna benzeyen ancak onlardan farklı olarak iki ayak üzerinde durabilen ve dolayısıyla ellerini kullanabilen insan nesli. Ayrıca avlanabilmek için balta mızrak ok gibi aletler de yapabiliyorlardı. Ancak toprağı işleyip ürün almayı bilmiyorlardı. Hayvancılığı da öğrenmemişlerdi. Sadece avlanmak ve doğanın verdiği nimetleri yemekten başka bir şey bilmiyorlardı. Sonuç olarak akıllı insanlar tarafından kolayca kullanabilinen hayvanlara benzemekte idiler. Genetik yapıları akıllı insanlar, yani Adem soyu gibi olduğu için, akıllı insanlarla girilen ilişki sonucunda dominant karaktere sahip Adem soyunun özelliklerini taşımaktaydılar. Ancak bu soy giderek çoğalmasına rağmen başlarında bulunan bu akıllı soyun ilk ürünü olana tâbi olmaları kaçınılmaz bir hal almaktaydı. Çünkü efendileri git gide güçlenerek onların karşısına farklı bir şekilde çıkmaya başlamıştır. İşte bu aşamadan sonra Kabil Şeytan tarafından saptırılır, işin kolayına kaçarak bu insanları çiftliklerinde köle olarak çalıştırır. Onların sırtından geçinir ve üstün özelliklerini meziyet sanarak tahakküme dönüştürür ve onlara sadece ölmeyecekleri kadar ürün vererek olağanüstü şartlarda ve büyük bir eziyet vererek çalıştırır. Kendisini onlardan üstün görerek kibirlenir ve zalim bir efendiye dönüşür. Diğer insanlar ise onun kölesi olmuşlardır artık ve sadece ona hizmet ederler. Bu topluluk tarihçiler tarafından köleci topluluk olarak adlandırılır. Kabil’in elde ettiği ürün sömürüye dayandığı için, yani emek sarf edilmeden, diğer insanların sırtından elde edilen ürün olduğu için, Allah tarafından kurban olarak kabul edilmez. Sonuç olarak emek sarf edilmeden elde edilen bu ürünün takdimesi Allah tarafından reddedilir.
Kabil bu duruma çok öfkelenir. Çünkü Habil’den çok zengindir ve güçlüdür. Ona göre ahmak olan kardeşinin kurbanının kabul edilmesine tahammül edemez.Dolayısıyla Kabil gibi bir efendi bu durumu kabul edemezdi. Bu mutluluk diyarını, yani babası Adem’in misyonu sürdüren kardeşini Şeytanın da verdiği vesvese ile yok etmek zorundadır artık, sonuç olarak Habil’i mağlup eder ve onu öldürür.Sanırız biraz olsun aydınlattık sizleri.
Şimdi konumuza dönelim dilerseniz: Tevrat’ta bu anlatımın nasıl ele alındığını ve Kur’an’la karşılaştırıldığında hiçbir çelişki olmadığını aktarmıştık. Biz şimdi konumuza Adem’in soyu ile devam edelim.

3.BÖLÜM


ÜÇÜNCÜ BÖLÜM


ÂDEM’İN ZÜRRİYETİ

Kur’an’da da Tevrat’ta da Adem'in soyu aynı şekilde ele alınmıştır. Bu konu hakkında önce Kur’an ayetlerini okuyalım:

33-Gerçek su ki, Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti;
34-Onlar birbirlerinden (türeme tek) bir zürriyettir. Allah işitendir, bilendir.
Kur’an / A’li İmran

Tevrat’ta da Adem'in zürriyeti anlatılırken ilk oğlu Kabil’in soyu ele alınır:

17 Kayin karısıyla yattı. Karısı hamile kaldı ve Hanok'u doğurdu. Kayin o sırada bir kent kurmaktaydı. Kente oğlu Hanok'un adını verdi. 18 Hanok'tan İrat oldu. İrat'tan Mehuyael, Mehuyael'den Metuşael, Metuşael'den Lemek oldu. 19 Lemek iki kadınla evlendi. Birinin adı Âda, öbürünün ise Silla'ydı. 20 Âda Yaval'ı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı. 21 Kardeşinin adı Yuval'dı. Yuval lir ve ney çalanların atasıydı. 22 Silla Tuval-Kayin'i doğurdu. Tuval-Kayin tunç ve demirden çeşitli kesici aletler yapardı. Tuval-Kayin'in kızkardeşi Naama'ydı. 23 Lemek karılarına şöyle dedi: ‹‹Ey Âda ve Silla, beni dinleyin, Ey Lemek'in karıları, sözlerime kulak verin. Beni yaraladığı için Bir adam öldürdüm, Beni hırpaladığı için Bir genci öldürdüm. 24 Kayin'in yedi kez öcü alınacaksa, Lemek'in yetmiş yedi kez öcü alınmalı.››

25. ayetten itibaren Adem’in Havva’dan olan oğlu Şit ele alınır ve onun soyu da ayrıntılı bir şekilde yazılmıştır.
25 Adem karısıyla yine yattı. Havva bir erkek çocuk doğurdu. ‹‹Tanrı Kayin'in öldürdüğü Habil'in yerine bana başka bir oğul bağışladı›› diyerek çocuğa Şit3 adını verdi. Adem'den Nuh'a26 Şit'in de bir oğlu oldu, adını Enoş koydu. O zaman insanlar RAB'bi adıyla çağırmaya başladı. BÖLÜM 5
1 Adem soyunun öyküsü: Tanrı insanı yarattığında onu kendine benzer kıldı. 2 Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve kutsadı. Yaratıldıkları gün onlara ‹‹İnsan›› adını verdi. 3 Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi. 4 Şit'in doğumundan sonra Adem 800 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 5 Adem toplam 930 yıl yaşadıktan sonra öldü. 6 Şit 105 yaşındayken oğlu Enoş doğdu. 7 Enoş'un doğumundan sonra Şit 807 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 8 Şit toplam 912 yıl yaşadıktan sonra öldü. 9 Enoş 90 yaşındayken oğlu Kenan doğdu. 10 Kenan'ın doğumundan sonra Enoş 815 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 11 Enoş toplam 905 yıl yaşadıktan sonra öldü. 12 Kenan 70 yaşındayken oğlu Mahalalel doğdu. 13 Mahalalel'in doğumundan sonra Kenan 840 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 14 Kenan toplam 910 yıl yaşadıktan sonra öldü. 15 Mahalalel 65 yaşındayken oğlu Yeret doğdu. 16 Yeret'in doğumundan sonra Mahalalel 830 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 17 Mahalalel toplam 895 yıl yaşadıktan sonra öldü. 18 Yeret 162 yaşındayken oğlu Hanok doğdu. 19 Hanok'un doğumundan sonra Yeret 800 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 20 Yeret toplam 962 yıl yaşadıktan sonra öldü. 21 Hanok 65 yaşındayken oğlu Metuşelah doğdu. 22 Metuşelah'ın doğumundan sonra Hanok 300 yıl Tanrı yolunda yürüdü. Başka oğulları, kızları oldu. 23 Hanok toplam 365 yıl yaşadı. 24 Tanrı yolunda yürüdü, sonra ortadan kayboldu; çünkü Tanrı onu yanına almıştı. 25 Metuşelah 187 yaşındayken oğlu Lemek doğdu. 26 Lemek'in doğumundan sonra Metuşelah 782 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 27 Metuşelah toplam 969 yıl yaşadıktan sonra öldü. 28 Lemek 182 yaşındayken bir oğlu oldu. 29 ‹‹RAB'bin lanetlediği bu toprak yüzünden çektiğimiz eziyeti, harcadığımız emeği bu çocuk hafifletip bizi rahatlatacak›› diyerek çocuğa Nuh1 adını verdi. 30 Nuh'un doğumundan sonra Lemek 595 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 31 Lemek toplam 777 yıl yaşadıktan sonra öldü. Tufan32 Nuh 500 yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham, Yafet adlı oğulları doğdu. Tevrat / Yaratılış

Bunlardan sadece Hanok Kur'an'da anılmıştır ve adı İdris olarak geçer. Bu konuyla ilgili olarak Tevrat'ın Tekvin Bap 5 / 24 ayetiyle; Kur'an'ın, Meryem suresinin, 56. ve 57. Ayetleri tam bir uyum içindedir.

BAP 5
24 ve Hanok Allah ile yürüdü; ve gözden kayboldu; çünkü onu Allah aldı.
Tevrat / Tekvin

56 Kitab’da İdris’i de an; çünkü O, çok doğru bir peygamberdi.
57 Onu yüce bir yere yükseltmiştik.
Kur’an / Meryem

İdris hakkında her iki kitapta da çok kısıtlı bilgi verilmiştir. Bu da her iki kitap arasında diyalektik ilişki kurmamızı sağlar. Çünkü İdris’in normal koşullarda ölmediği ve göğe yükseltildiği her iki kitapta da yer almıştır.
Ayrıca İncil’de de benzer ifade vardır. Bu da bize göstermektedir ki, üç Kutsal Kitapta da anlatım özelliği bakımından mükemmel bir ilişki vardır.

BAP11 5 İman sayesinde Hanok ölümü tatmamak üzere yukarı alındı. Kimse onu bulamadı, çünkü Tanrı onu yukarı almıştı. Yukarı alınmadan önce Tanrı'yı hoşnut eden biri olduğuna tanıklık edildi.
İncil / İbranilere mektup

4.BÖLÜM


4. BÖLÜM

NUH ve TUFAN

Kur'an da Adem'den sonra Nuh peygamber birden fazla surede ve ayetlerde detaylı olarak ele alınmıştır. Nuh' un 950 yıl yaşadığı Tevrat'ta yazılmıştır. Kur'an'da da değişik bir ifade ile Nuh'un 950 yıl yaşadığı yazılmaktadır.

14 Andolsun biz Nuh’u kavmine gönderdik, onların arasında bin seneden elli yıl eksik kaldı (öğüt verdi, dinlemediler). Sonunda, haksızlık etmekte olan o insanları tufan yakaladı.
Kur’an / Ankebut

Tevrat’ta Nuh’un 950 yıl yaşadığı yazar.

BAP 9
29 Ve Nuhun bütün günleri dokuz yüz elli yıldı; ve öldü. Tevrat/Tekvin

Tevrat'ın Tekvin bölümünde Nuh tufanı anlatılırken çelişkili ifadeler kullanılmıştır. Bu çelişkili ifadeleri detaylı olarak ele almak istiyoruz. Önce Nuh peygamberle ilgili Tevrat ayetlerini okuyalım.
BÖLÜM 6
1 Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu. 2 İlahi varlıklarfı insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler. 3 RAB, ‹‹Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür›› dedi, ‹‹İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.›› 4 İlahi varlıklarınfı insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller1 vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi. Bunların melek ya da Şit soyundan gelen insanlar olduğu sanılıyor. gelir. Septuaginta bunu ‹‹Devler›› diye çevirir. Aynı sözcük Say.13:32-33 ayetlerinde de geçer. 5 RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte. 6 İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı. 7 ‹‹Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım›› dedi, ‹‹Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.›› 8 Ama Nuh RAB'bin gözünde lütuf buldu. 9 Nuh'un öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü. 10 Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet. 11 Tanrı'nın gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu. 12 Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı. 13 Tanrı Nuh'a, ‹‹İnsanlığa son vereceğim›› dedi, ‹‹Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim. 14 Kendine gofer2 ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap. 15 Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz3, genişliği elli4, yüksekliği otuz arşın5 olacak. 16 Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını6 bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap. 17 Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek. 18 Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin. 19 Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. 20 Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler. 21 Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola.›› olduğu sanılıyor. 22 Nuh Tanrı'nın bütün buyruklarını yerine getirdi. BÖLÜM 7
1 RAB Nuh'a, ‹‹Bütün ailenle birlikte gemiye bin›› dedi, ‹‹Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum. 2-3 Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al. 4 Çünkü yedi gün sonra yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdıracağım. Yarattığım her canlıyı yeryüzünden silip atacağım.›› 5 Nuh RAB'bin bütün buyruklarını yerine getirdi. 6 Yeryüzünde tufan koptuğunda Nuh altı yüz yaşındaydı. 7 Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler. 8-9 Tanrı'nın Nuh'a buyurduğu gibi temiz ve kirli sayılan her tür hayvan, kuş ve sürüngenden erkek ve dişi olmak üzere birer çift Nuh'a gelip gemiye bindiler. 10 Yedi gün sonra tufan koptu. 11 Nuh altı yüz yaşındayken, o yılın ikinci ayının on yedinci günü enginlerin bütün kaynakları fışkırdı, göklerin kapakları açıldı. 12 Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı. 13 Nuh, oğulları Sam, Ham, Yafet, Nuh'un karısıyla üç gelini tam o gün gemiye bindiler. 14 Onlarla birlikte her tür hayvan -evcil hayvanların, sürüngenlerin, kuşların, uçan yaratıkların her türü- gemiye bindi. 15 Soluk alan her tür canlı çifter çifter Nuh'un yanına gelip gemiye bindi. 16 Gemiye giren hayvanlar Tanrı'nın Nuh'a buyurduğu gibi erkek ve dişiydi. RAB Nuh'un ardından kapıyı kapadı. 17 Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı. 18 Sular yükseldi, çoğaldıkça çoğaldı; gemi suyun üzerinde yüzmeye başladı. 19 Sular öyle yükseldi ki, yeryüzündeki bütün yüksek dağlar su altında kaldı. 20 Yükselen sular dağları on beş arşın1 aştı. 21-22 Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar yok oldu; kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler, insanlar, soluk alan bütün canlılar öldü. 23 RAB insanlardan evcil hayvanlara, sürüngenlerden kuşlara dek bütün canlıları yok etti, yeryüzündeki her şey silinip gitti. Yalnız Nuh'la gemidekiler kaldı. Tufanın Sonu24 Sular yüz elli gün boyunca yeryüzünü kapladı. BÖLÜM 8
1 Sonra Tanrı Nuh'u ve gemideki evcil ve yabanıl hayvanları anımsadı. Yeryüzünde bir rüzgar estirdi, sular alçalmaya başladı. 2 Enginlerin kaynakları, göklerin kapakları kapandı. Yağmur dindi. 3 Sular yeryüzünden çekilmeye başladı. Yüz elli gün geçtikten sonra sular azaldı. 4 Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu. 5 Sular onuncu aya kadar sürekli azaldı. Onuncu ayın birinde dağların doruğu göründü. 6 Kırk gün sonra Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı. 7 Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun sular kuruyuncaya kadar dönmedi, uçup durdu. 8 Bunun üzerine Nuh suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamak için güvercini gönderdi. 9 Güvercin konacak bir yer bulamadı, çünkü her yer suyla kaplıydı. Gemiye, Nuh'un yanına döndü. Nuh uzanıp güvercini tuttu ve gemiye, yanına aldı. 10 Yedi gün daha bekledi, sonra güvercini yine dışarı saldı. 11 Güvercin gagasında yeni kopmuş bir zeytin yaprağıyla akşamleyin geri döndü. O zaman Nuh suların yeryüzünden çekilmiş olduğunu anladı. 12 Yedi gün daha bekledikten sonra güvercini yine gönderdi. Bu kez güvercin geri dönmedi. 13 Nuh altı yüz bir yaşındayken, birinci ayın birinde yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü. 14 İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu. 15-16 Tanrı Nuh'a, ‹‹Karın, oğulların ve gelinlerinle birlikte gemiden çık›› dedi, 17 ‹‹Kendinle birlikte bütün canlıları, kuşları, hayvanları, sürüngenleri de çıkar. Üresinler, verimli olsunlar, yeryüzünde çoğalsınlar.›› 18 Nuh karısı, oğulları ve gelinleriyle birlikte gemiden çıktı. 19 Bütün hayvanlar, sürüngenler, kuşlar, yeryüzünde yaşayan her tür canlı da gemiyi terk etti. 20 Nuh RAB'be bir sunak yaptı. Orada bütün temiz sayılan hayvanlarla kuşlardan yakmalık sunular sundu. 21 Güzel kokudan hoşnut olan RAB içinden şöyle dedi: ‹‹İnsanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Şimdi yaptığım gibi bütün canlıları bir daha yok etmeyeceğim. Tanrı Nuh'la Antlaşma Yapıyor22 ‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››
BÖLÜM 9
1 Tanrı, Nuh'u ve oğullarını kutsayarak, ‹‹Verimli olun, çoğalıp yeryüzünü doldurun›› dedi, 2 ‹‹Yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümü sizden korkup ürkecek. Yeryüzündeki bütün canlılar, denizdeki bütün balıklar sizin yönetiminize verilmiştir. 3 Bütün canlılar size yiyecek olacak. Yeşil bitkiler gibi, hepsini size veriyorum. 4 ‹‹Yalnız kanlı et yemeyeceksiniz, çünkü kan canı içerir. 5 Sizin de kanınız dökülürse, hakkınızı kesinlikle arayacağım. Her hayvandan hesabını soracağım. Her insandan, kardeşinin canına kıyan herkesten hakkınızı arayacağım. 6 ‹‹Kim insan kanı dökerse, Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. 7 Verimli olun, çoğalın. Yeryüzünde üreyin, artın.›› 8 Tanrı Nuh'a ve oğullarına şöyle dedi: 9-10 ‹‹Sizinle ve gelecek kuşaklarınızla, sizinle birlikteki bütün canlılarla -kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, gemiden çıkan bütün hayvanlarla- antlaşmamı sürdürmek istiyorum. 11 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.›› 12 Tanrı şöyle sürdürdü konuşmasını: ‹‹Sizinle ve bütün canlılarla kuşaklar boyu sonsuza dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak: 13 Yayımı bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak. 14 Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, yayım bulutların arasında ne zaman görünse, 15 sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak. 16 Ne zaman bulutlarda yay görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli antlaşmayı anımsayacağım.›› Nuh'un Oğulları17 Tanrı Nuh'a, ‹‹Kendimle yeryüzündeki bütün canlılar arasında sürdüreceğim antlaşmanın belirtisi budur›› dedi. 18 Gemiden çıkan Nuh'un oğulları Sam, Ham ve Yafet idi. Ham Kenan'ın babasıydı. 19 Nuh'un üç oğlu bunlardı. Yeryüzüne yayılan bütün insanlar onlardan üredi. 20 Nuh çiftçiydi, ilk bağı o dikti. 21 Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı. 22 Kenan'ın babası olan Ham babasının çıplak olduğunu görünce dışarı çıkıp iki kardeşine anlattı. 23 Sam'la Yafet bir giysi alıp omuzlarına attılar, geri geri yürüyerek çıplak babalarını örttüler. Babalarını çıplak görmemek için yüzlerini öbür yana çevirdiler. 24 Nuh ayılınca küçük oğlunun ne yaptığını anlayarak, 25 şöyle dedi: ‹‹Kenan'a lanet olsun, Köleler kölesi olsun kardeşlerine. 26 Övgüler olsun Sam'ın Tanrısı RAB'be, Kenan Sam'a kul olsun. 27 Tanrı Yafet'efö bolluk versin, Sam'ın çadırlarında yaşasın, Kenan Yafet'e kul olsun.›› 28 Nuh tufandan sonra üç yüz elli yıl daha yaşadı. Nuh Oğullarının Soyu29 Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.
Tevrat’ın Nuh ile ilgili bölümü gerçekten çok büyük hatalarla ve çelişkilerle doludur. İlk çelişki 6.bölümün 3. ayetinde başlar. Bu o kadar büyük bir çelişkidir ki Tevrat gene kendisiyle çelişmektedir. Önce şu Tevrat ayetini okuyalım: «Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür» dedi, «İnsanin ömrü yüz yirmi yıl olacak.»
Bu ayette insan ömrünün 120 yıl olacağı yazmaktadır. Oysa 11. bölümün 10. ayetinden itibaren İbrahim’in babasına kadar sayılan soyda hemen hemen hepsi 120 yıldan fazla yaşamıştır. Hele hele Sam bu sayının tam 5 katı kadar yaşamıştır. İbrahim’in babası dahi bu sayıdan 85 yıl fazla yaşamıştır. Bu kadar büyük bir çelişki neden fark edilmemiştir anlayamadık. Biz mi yanlış okuyoruz yoksa. Yorumu siz okurlarımıza bırakıyoruz.

10 Sam'ın soyunun öyküsü: Tufandan iki yıl sonra Sam 100 yaşındayken oğlu Arpakşat doğdu. 11 Arpakşat'ın doğumundan sonra Sam 500 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 12 Arpakşat 35 yaşındayken oğlu Şelah doğdu. 13 Şelah'ın doğumundan sonra Arpakşat 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu1. doğdu. Kenan'ın doğumundan sonra Arpakşat 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. Kenan 130 yaşındayken oğlu Şelah doğdu. Şelah'ın doğumundan sonra Kenan 330 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu›› (bkz. Luk.3:35-36). 14 Şelah 30 yaşındayken oğlu Ever doğdu. 15 Ever'in doğumundan sonra Şelah 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 16 Ever 34 yaşındayken oğlu Pelek doğdu. 17 Pelek'in doğumundan sonra Ever 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 18 Pelek 30 yaşındayken oğlu Reu doğdu. 19 Reu'nun doğumundan sonra Pelek 209 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 20 Reu 32 yaşındayken oğlu Seruk doğdu. 21 Seruk'un doğumundan sonra Reu 207 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 22 Seruk 30 yaşındayken oğlu Nahor doğdu. 23 Nahor'un doğumundan sonra Seruk 200 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 24 Nahor 29 yaşındayken oğlu Terah doğdu. 25 Terah'ın doğumundan sonra Nahor 119 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 26 Yetmiş yaşından sonra Terah'ın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu. 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran'ın babasıydı. Haran'ın Lut adlı bir oğlu oldu. 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in Ur Kenti'nde öldü. 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karısının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'nın babası Haran'ın kızıydı. 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu. 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran'ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karısı olan gelini Saray'ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler. Avram'a Çağrı32 Terah iki yüz beş yıl yaşadıktan sonra Harran'da öldü.

Bir başka çelişkiye geçelim 6. bölümün 6. ayetinde Tanrı’nın pişmanlığından söz edilmektedir. Tevrat yazıcılarına göre Tanrı insan gibi pişmanlık duymaktadır. Nasıl bir mantık bu anlayamadık. Daha sonraki ayette ise bütün canlıların yeryüzünden silineceği yazılmaktadır. Bu durum birçok ayette yer almaktadır. 6. bölümün 17. ayetinde gemiye binecekler tarif edilir. Daha sonraki ayetlerde de bu tekrar edilir. Kur’an’la Tevrat arasındaki ilk çelişki de buradan başlar. Takip edelim:
BAP 7
13 Tam o günde Nuh, ve Nuhun oğulları, Sam ve Ham ve Yafet, ve Nuhun karısı, ve oğullarının üç karısı kendilerile beraber gemiye girdiler;
Tevrat/Tekvin

Bu olay Kur’an'da ise şöyle anlatılır:

42 Gemi, içindekilerle birlikte dağlar gibi dalgalar içinde akıp gidiyordu ve Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna: “Ay oğlum, gel bizimle beraber bin, kâfirlerle beraber olma!” diye seslendi.
43 O: “Ben, beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” dedi. Nuh: “Bugün Allah’ın emrinden koruyacak yok; meğer ki O rahmet ede!” dedi, derken dalga aralarına giriverdi ve o da boğulanlardan oldu. Kur’an / Hud

Kur’an’da Nuh’un oğullarından birinin gemiye binmeyerek ölenlerden olduğu vurgulanmıştır. Az önce aktardığımız ayetlerden anlaşılacağı üzere, Tevrat’a göre üç oğlu da kurtulmuştur. Ancak Tevrat’ta Daha sonra Nuh’un üç oğlundan birinin lanetlendiği yazılmaktadır. Sonuç olarak Nuh üç oğlundan birini kaybetmiştir, bu da anlatım farklılığına rağmen aynı anlama gelmektedir. Ancak Nuh niçin oğlunu lanetlemiştir.
Tevrat ayetlerini takip edelim :

BAP 9
21 ve şaraptan içip sarhoş oldu; ve çadırın içinde çıplak oldu.
22 Ve Kenanın atası olan Ham, babasının çıplaklığını gördü, ve dışarıda iki kardeşine söyledi.
23 Ve Sam ile Yafet bir esvap alıp onu kendi iki omuzları üzerine koydular, ve geri geri gidip babalarının çıplaklığını örttüler; ve yüzleri geri olup babalarının çıplaklığını görmediler.
24 Ve Nuh şarabından ayıldı, ve küçük oğlunun kendisine yaptığını anladı.
25 Ve dedi:
Kenan lanetli olsun,
Kardeşlerine kullar kulu olacaktır,
26 Ve dedi:
Samın Allahı Rab mübarek olsun,
Ve Kenan ona kul olsun.
27 Allah Yafete genişlik versin,
Ve Samın çadırlarında otursun,
Ve Kenan ona kul olsun. Tevrat/Tekvin

Yazılanlar hakkında yorum yapmak oldukça zor. Şarap içip sarhoş olan ve sızan Nuh, oğlu tarafından çıplak olarak görülür. Diğer kardeşleri ise babalarının çıplaklığını örterler, nasıl oluyorsa babası oğlunun kendini çıplak gördüğünü anlar ve onu lanetler. Demek oluyor ki, insanın oğlunu dışlaması için böyle bir olayın yaşanması yeterlidir. Konumuza kaldığımız yerden devam edelim:
Tevrat’ta Nuh’un oğullarının hepsinin gemiye bindiği yazılmaktadır. Hatta ailesinin tamamı inananlar olarak lanse edilir. Oysa gerçek böyle değildir.

10- Allah, inkâr edenlere, Nuh'un esini ve Lut'un esini örnek verdi. İkisi de, kullarımızdan salih olan iki kulumuzun nikâhları altındaydı; ancak onlara ihanet ettiler. Bundan dolayı, (kocaları) kendilerine Allah'tan gelen hiç bir şeyle yarar sağlamadılar. İkisine de: "Ateşe diğer girenlerle birlikte girin" denildi.
Kur’an / Tahrim

Ayrıca aşağıda vereceğimiz Kur’an ayetlerinden de anlaşılmaktadır ki; kurtulanlar arasında Nuh’un ailesinin tamamı değil, oğlu ve karısının haricinde kalan ailesi ve iman etmiş az bir topluluk vardı.

40-Sonunda emrimiz geldiğinde ve tandır feveran ettiği zaman, dedik ki: "Her birinden ikişer çift (hayvan) ile aleyhlerinde söz geçmiş olanlar dışında, aileni ve iman edenleri ona yükle." Zaten onunla birlikte çok azından başkası iman etmemişti. Kur’an / Hud

Tevrat’ın Tevrat’la çelişkisi gene karşımıza çıkıyor. 6. bölümün 19. ve 20. ayetlerinde, Allah her canlıdan birer çifti gemiye almasını buyuruyor. 7. bölümün 2. ve 3. ayetlerinde ise her canlıdan 7 çift almasını emrediyor. Gene 7. bölümün 8. ve 9. ayetlerinde birer çift gemiye biniyor. Sevgili okurlar gördüğünüz gibi Yahudi yazıcıların çelişkili yazıları ne boyuta ulaşmış şaşmamak mümkün değil. İbret olsun diye bu ayetleri alt alta yazıyoruz.

BÖLÜM:619 Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al. 20 Çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler

BÖLÜM:72-3 Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al. 8-9 Tanrı'nın Nuh'a buyurduğu gibi temiz ve kirli sayılan her tür hayvan, kus ve sürüngenden* erkek ve dişi olmak üzere birer çift Nuh'a gelip gemiye bindiler. Tevrat / Yaratılış

İşin daha da ilginç tarafı Yahudi ve Hıristiyan âleminin Tevrat’ta ve İncil’de hiçbir tahrifat yapılmadığı ve Allah tarafından korunduğu iddiasıdır. Üstelik bu topluluklar Kur’an’ın Allah tarafından inmediğini Muhammet’in Kur’an’ı, Tevrat ve İncil’den derlediğini iddia etmektedirler. Buradan Yahudi ve Hıristiyan topluluklarına meydan okuyoruz. Kur’an’da bir tane çelişkili ayet gösterin. Gösteremezsiniz çünkü yoktur. Ama sizin Kutsal Kitaplarda yaptığınız tahrifatı gözler önüne sermek de bizlerin boynuna borçtur.
Tevrat’ın Nuh ile ilgili bölümünde daha birçok hata vardır. Örneğin önce sadece gökten yağmur yağdığı başka bir ayette yerden da sular çıktığı. Yeryüzünün tamamen sular altında kaldığı ve bütün canlıların öldüğü vs. Bu konu hakkında da takdiri siz okurlarımıza bırakarak devam edelim. Kur’an’da Nuh Peygamberle ilgili ayetlerin bazılarını aşağıdan takip edebilirsiniz: Bu arada bir hatırlatma yapalım. Kur’an iki çift hayvandan söz etmektedir.

NUH SURESİ
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
1- Gerçekten biz Nûh'u kavmine gönderdik, "kavmine acı bir azap gelmezden önce onları uyar" diye.
2- Dedi ki, "ey kavmim! Gerçekten ben size açık bir uyarıcıyım".
3- Şöyle ki, "Allah'a kulluk edin, ondan korkun ve bana itaat edin."
4- "Günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir süreye kadar ertelesin. Kuşkusuz Allah'ın takdir ettiği süre gelince ertelenmez. Eğer bilseydiniz.." (inanırdınız).
5- Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Ben kavmimi gece gündüz davet ettim."
6- "Fakat benim çağırmam, onların sadece kaçmalarını artırdı."
7- "Ben onları senin bağışlaman için her davet ettiğimde, onlar parmaklarını kulaklarına tıkadılar, elbiselerine büründüler, ısrar ettiler, kibirlendikçe kibirlendiler. "
8- "Sonra ben onları açık açık çağırdım."
9- "Sonra hem ilan ederek söyledim onlara, hem gizli gizli. "
10- "Gelin, dedim, Rabbinizin sizi bağışlamasını isteyin. Çünkü o çok bağışlayıcıdır."
11- "Üzerinize gökten bol yağmur yağdırsın."
12- "Mallar ve oğullar vererek sizin imdadınıza koşsun. Sizin için bahçeler yapsın, ırmaklar yapsın."
13- "Niçin siz Allah'a bir vakar yakıştıramıyorsunuz?"
14- "Oysa o sizi aşama aşama yaratmıştır."
15- "Görmediniz mi Allah yedi göğü uygun tabakalar halinde nasıl yaratmış?"
16- Ve Ay'ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış.
17- Allah sizi yerden bir bitki bitirir gibi bitirdi.
18- Sonra sizi tekrar oraya geri çevirecek ve tekrar çıkaracaktır.
19- Allah sizin için yeri bir yaygı yapmıştır.
20- Ki, ondan açılan geniş geniş yollarda gidesiniz.
21. Nûh dedi ki: "Ey Rabbim! Onlar bana isyan ettiler; malı ve çocuğu hüsrandan başka bir şeyini artırmayan kimsenin ardına düştüler."
22. "Büyük büyük tuzaklar kurdular."
23. Dediler ki: "Sakın tanrılarınızı bırakmayın, ne Vedd'i, ne Suva'ı ve ne de Yeğus'u, Yeûk'u ve Nesr'i."
24. Çok kişiyi yoldan saptırdılar. Sen de o zalimlerin sadece şaşkınlıklarını artır.
25. Hatalarından dolayı boğuldular, ateşe sokuldular, kendilerine Allah'a karşı yardımcılar da bulamadılar.
26. Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kafirlerden bir tek kişi bırakma."
27. "Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlâksız ve kâfir çocuklar doğururlar."
28-"Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakini artır."


Nuh suresinin bütün ayetleri Nuh ve tufan ile ilgilidir. Nuh ve tufan ile ilgili ayetler Kur’an’ın başka surelerinde de ele alınmıştır. Bunlardan bazılarını takip edelim:

59- Andolsun ki Nûh'u elçi olarak kavmine gönderdik de dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Doğrusu ben, üstünüze gelecek büyük bir günün azabından korkuyorum."
60- Kavminden ileri gelenler dediler ki: "Biz seni apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz".
61- (Nûh) dedi ki: "Ey kavmim! Bende herhangi bir sapıklık yok, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim."
62- "Size Rabbimin gönderdiği gerçekleri duyuruyorum, size öğüt veriyorum ve Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum."
63- (Allah'ın azabından) sakınıp da rahmete nail olmanız için, içinizden sizi uyaracak bir adam vasıtasıyla size bir zikir(kitap) gelmesine şaştınız mı?"
64- O'nu yalanladılar, biz de O'nu ve O'nunla beraber gemide bulunanları kurtardık, âyetlerimizi yalanlayanları boğduk! Çünkü onlar, kalb gözleri körleşmiş bir kavim idiler.
Kur’an / Araf

71- Bir de onlara Nuh'un kıssasını oku: Hani o bir zamanlar kavmine demişti ki: "Ey kavmim, eğer benim aranızda duruşum ve Allah'ın âyetleriyle öğüt verişim size ağır geliyorsa, şunu bilin ki, ben yalnızca Allah'a dayanmışımdır, artık siz ve ortaklarınız her ne yapacaksanız toplanıp bütün gücünüzle karar veriniz. Sonra bu işiniz size dert olmasın. Sonra bana ne yapacaksanız yapın, bana mühlet de vermeyin".
72- Eğer yüz çevirirseniz çevirin, ben de sizden bir ücret istemedim ya! Benim mükafatımı ancak Allah verir. Ve ben O'nun emrine boyun eğen müslümanlardan olmakla emrolundum.
73- Buna rağmen yine de onu inkâr ettiler. Biz de onu ve gemide kendisiyle beraber olanları kurtardık. Ve onları yeryüzüne halifeler yaptık. Âyetlerimizi inkâr edenleri ise suda boğduk. Bak işte uyarılanların akıbeti nasıl oldu.
Kur’an / Yunus

9. Onlardan önce Nuh'un kavmi de yalanlamıştı. Kulumuzu yalanladılar ve: "Cinlenmiştir." dediler. Ve (Nuh davetten vazgeçmeye) zorlandı.
10- Bunun üzerine Rabbine: "Ben yenik düştüm, bana yardım et!" diyerek yalvardı.
11. Biz de boşalan bir su ile göğün kapılarını açtık.
12. Yeri de kaynaklar halinde fışkırttık, derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.
13. Nuh'u da tahtalardan yapılmış, çivilerle (çakılmış gemi) üzerinde taşıdık.
14. Nankörlük edilen (kulumuz)e bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu.
Kur’an / Kamer

25- Andolsun ki, vaktiyle Nuh'u da kavmine gönderdik, O, onlara şöyle dedi: "Ben sizin için apaçık bir uyarıcıyım."
26- "Allah'dan başkasına ibadet etmeyin! Ben, size gelecek acı bir günün azabından korkarım."
27- Buna karşılık, kavminin ileri gelen kâfirlerinden bir kısmı dediler ki: "Biz seni bizim gibi insanlardan biri olarak görüyoruz, başka değil. İlk bakışta bizim ayak takımımızdan başkasının senin arkana düştüğünü görmüyoruz. Sizin bizden fazla bir meziyetinizi de görmüyoruz. Aksine sizi yalancılar sanıyoruz."
28- Nuh dedi ki; "Ey kavmim! Peki şu söyleyeceğime ne diyeceksiniz? Ben Rabbimden apaçık bir delil üzere isem ve O, bana kendi tarafından bir rahmet bahşetmişse, size de onu görecek göz verilmemişse biz, istemediğiniz halde onu size zorla mı kabul ettireceğiz?"
29- "Ey kavmim! Ben sizden herhangi bir mal mülk istemiyorum. Benim mükafatım ancak Allah'a aittir. Ve ben ona iman edenleri kovacak değilim. Onlar elbette Rablerine kavuşacaklar. Fakat ben de sizi cahillik eden bir kavim görüyorum."
30- "Ey kavmim, ben onları etrafımdan kovacak olursam, Allah'dan beni kim kurtarabilir? Siz hiç düşünmez misiniz?"
31- Ben size "Allah'ın hazineleri benim yanımdadır." demiyorum ki. Ben size "Ben bir meleğim." de demiyorum. O sizin kendinize göre, hor gördükleriniz hakkında "Allah onlara hiçbir hayır vermez." de demiyorum. Onların içlerindeki niyeti, en iyi Allah bilir. (Bu söylediklerimin aksini iddia etseydim) asıl o zaman zalimlerden olurdum.
32- Dediler ki; "Ey Nuh! Bizimle didişip durdun, didişmende de çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan, bizi tehdit ettiğin şu azabı getir de görelim."
33- Nuh dedi ki; "Onu ancak Allah dilerse getirir. Ve siz O'nu yıldıracak değilsiniz."
34- Ben size öğüt vermek istemiş olsam da, eğer Allah sizi helâk etmeyi murad ediyorsa, zaten öğüt vermemin size bir faydası olmaz. Rabbiniz O'dur ve nihayet O'na döndürüleceksiniz.
35- Yoksa "Onu uydurdu" mu diyorlar? De ki; "Eğer uydurdumsa vebali benim boynumadır. Bense sizin yüklendiğiniz vebalden uzağım".
36- Ayrıca Nuh'a şöyle vahyettik: "Bil ki kavminden şimdiye kadar iman etmiş olanlardan başka artık kimse iman etmeyecektir. Onun için yaptıkları şeylerden dolayı kederlenme."
37- Bizim gözetimimiz altında ve vahyimize göre gemiyi yap. Zulüm yapanlar hakkında da bana bir şey söyleme. Çünkü onlar kesinlikle suda boğulacaklardır.
38- Gemiyi yapıyordu, kavminden bazı ileri gelen gruplar, onun yanından gelip geçtikçe, onunla alay ediyorlardı. Nuh dedi ki: "Bizimle eğleniyorsunuz, biz de sizinle tıpkı bizimle eğlendiğiniz gibi alay edip eğleneceğiz."
39- O perişan edici azabın kime geleceğini ve o sürekli azabın kimin başına ineceğini ilerde bileceksiniz.
40- Nihayet emrimiz geldiği ve tennur (tandır veya geminin kazanı) tutuşup parladığı zaman dedik ki; "Erkeği ve dişisi olan her canlıdan ikişer tane, aleyhlerinde hüküm verilmiş olanların dışında, aileni ve iman etmiş olanları geminin içine yükle". Zaten beraberinde iman edenler çok az idi.
41- Nuh dedi ki; "Allah'ın adıyla binin içine. Onun akışı da, duruşu da (O'nun adıyladır). Hiç şüphesiz Rabbim gerçekten çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
42- Gemi içindekilerle birlikte, dağlar gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh ayrı bir yere çekilmiş olan oğluna bağırdı: "Yavrucuğum, gel, bizimle beraber bin! Kâfirlerle beraber olma!"
43- O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.
44- Allah tarafından denildi ki: "Ey yeryüzü suyunu yut! Ey gökyüzü sen de suyunu kes! Ve sular çekildi. Emir yerine gelmiş oldu. Gemi de Cudi dağı üzerine oturdu. O zalim kavme böylece dünyadan uzak olun denildi.
45- Nuh Rabbine niyaz edip dedi ki: "Ey Rabbim! Oğlum benim ehlimdendi senin vaadin de elbette haktır ve gerçektir. Ve sen hakimler hakimisin."
46- Allah: "Ey Nuh! O kesinlikle senin ehlin (âilen)'den değildir. Çünkü o salih olmayan bir amelin sahibidir. Hakkında bilgin olmayan bir şeyi benden isteme! Ben, seni, cahillerden olmaktan sakındırırım."
47- Nuh: "Ey Rabbim! Ben bilmediğim bir şeyi istemiş olmaktan dolayı sana sığınırım. Sen beni bağışlamazsan, bana merhamet etmezsen ben hüsrana uğrayanlardan olurum.
48- "Ey Nuh!" denildi, " Bizden bir selâm sana ve seninle birlikte olanlardan gelecek ümmetlere, kutluluk dileğiyle gemiden in. İlerde kendilerini bir çok nimetten faydalandıracağımız, sonra da bu yüzden kendilerine tarafımızdan acıklı bir azap dokunacak nice ümmetler olacaktır."
Kur’an / Hud

23- And olsun biz, Nûh'u kavmine gönderdik. "Ey kavmim dedi, Allah'a kulluk edin. O'ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ sakınmaz mısınız?"
24- Bunun üzerine, kavminin içinden kâfir kodaman topluluğu "Bu, dediler, tıpkı sizin gibi bir beşer olmaktan başka bir şey değildir. Size üstün ve hakim olmak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, muhakkak ki bir melek gönderirdi. Biz geçmişteki atalarımızdan böyle bir şey duymadık."
25- "Bu, yalnızca kendisinde delilik bulunan bir kimsedir. Öyle ise, bir süreye kadar ona katlanıp (durumu) gözetleyin bakalım."
26- Nuh: "Rabbim! dedi, beni yalana çıkarmalarına karşı bana yardım et!"
27- Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!
28- Sen, yanındakilerle beraber gemiye yerleştiğinde: "Bizi zalimler topluluğundan kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
29- Ve de ki: "Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen, konuklatanların en hayırlısısın."
30- Şüphesiz bunda sizin için birtakım ibretler vardır. Çünkü biz, kullarımızı böyle denemişizdir.
Kur’an / Müminun



NUH’UN SOYU

Nuh'un soyu Tevrat'ta ayrıntılarıyla ele alınmıştır, ta ki İbrahim Peygambere kadar. İbrahim peygamber Kur'an'da Nuh'tan sonra ele alınan ilk peygamberdir ve tek tanrılı dinin kurucusudur. İbrahim ile Lut aynı dönemde yaşamışlar ve peygamberlik etmişlerdir. Her ikisi de Tevrat ve Kur'an'da uzun ve detaylı bir şekilde yer almışlardır. Nuh’tan İbrahim’e kadar soy Tevrat’ta şu şekilde ele alınmıştır:
BÖLÜM 10
1 Nuh'un oğulları Sam, Ham ve Yafet'in öyküsü şudur: Tufandan sonra bunların birçok oğlu oldu. 2 Yafet'in oğulları: Gomer, Magog, Meday, Yâvan, Tuval, Meşek, Tiras. 3 Gomer'in oğulları: Aşkenaz, Rifat, Togarma. 4 Yâvan'ın oğulları: Elişa, Tarşiş, Kittim, Rodanim. 5 Kıyılarda yaşayan insanların ataları bunlardır. Ülkelerinde çeşitli dillere, uluslarında çeşitli boylara bölündüler. 6 Ham'ın oğulları: Kûş, Misrayim, Pût, Kenan. 7 Kûş'un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka. Raama'nın oğulları: Şeva, Dedan. 8 Kûş'un Nemrut adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı. 9 RAB'bin önünde yiğit bir avcıydı. ‹‹RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı›› sözü buradan gelir. 10 İlkin Şinar topraklarında, Babil, Erek, Akat, Kalne kentlerinde krallık yaptı. 11-12 Sonra Asur'a giderek Ninova, Rehovot-İr, Kalah kentlerini ve Ninova'yla önemli bir kent olan Kalah arasında Resen'i kurdu. 13-14 Misrayim Ludlular'ın, Anamlılar'ın, Lehavlılar'ın, Naftuhlular'ın, Patruslular'ın, Filistliler'in ataları olan Kasluhlular'ın ve Kaftorlular'ın atasıydı. 15-18 Kenan ilk oğlu olan Sidon'un1 babası ve Hititler'in, Yevuslular'ın, Amorlular'ın, Girgaşlılar'ın, Hivliler'in, Arklılar'ın, Sinliler'in, Arvatlılar'ın, Semarlılar'ın, Hamalılar'ın atasıydı. Kenan boyları daha sonra dağıldı. 19 Kenan sınırı Sayda'dan Gerar, Gazze, Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyim'e doğru Laşa'ya kadar uzanıyordu. 20 Ülkelerinde ve uluslarında çeşitli boylara ve dillere bölünen Hamoğulları bunlardı. 21 Yafet'in ağabeyi olan Sam'ın da çocukları oldu. Sam bütün Ever soyunun atasıydı. 22 Sam'ın oğulları: Elam, Asur, Arpakşat, Lud, Aram. 23 Aram'ın oğulları: Ûs, Hul, Geter, Maş. 24 Arpakşat Şelah'ın babasıydı2. Şelah'tan Ever oldu. 25 Ever'in iki oğlu oldu. Birinin adı Pelek'ti3; çünkü yeryüzündeki insanlar onun yaşadığı dönemde bölündü. Kardeşinin adı Yoktan'dı. 26-29 Yoktan Almodat'ın, Şelef'in, Hasarmavet'in, Yerah'ın, Hadoram'ın, Uzal'ın, Dikla'nın, Oval'ın, Avimael'in, Şeva'nın, Ofir'in, Havila'nın, Yovav'ın atasıydı. Bunların hepsi Yoktan'ın soyundandı. Septuaginta ‹‹Arpakşat Kenan'ın babasıydı, Kenan Şelah'ın babasıydı.›› 30 Doğuda, Meşa'dan Sefar'a uzanan dağlık bölgede yaşarlardı. 31 Ülkelerinde ve uluslarında çeşitli boylara ve dillere bölünen Samoğulları bunlardı. Babil Kulesi32 Tufandan sonra kayda geçen, ulus ulus, boy boy yeryüzüne yayılan bütün bu insanlar Nuh'un soyundan gelmedir. BÖLÜM 11 1 Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı. 2 Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler. 3 Birbirlerine, ‹‹Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim›› dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar. 4 Sonra, ‹‹Kendimize bir kent kuralım›› dediler, ‹‹Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.›› 5 RAB insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi. 6 ‹‹Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre, düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar›› dedi, 7 ‹‹Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.›› 8 Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu. Sam'dan Avram'a9 Bu nedenle kente Babilfş adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı. 10 Sam'ın soyunun öyküsü: Tufandan iki yıl sonra Sam 100 yaşındayken oğlu Arpakşat doğdu. 11 Arpakşat'ın doğumundan sonra Sam 500 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 12 Arpakşat 35 yaşındayken oğlu Şelah doğdu. 13 Şelah'ın doğumundan sonra Arpakşat 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu1. doğdu. Kenan'ın doğumundan sonra Arpakşat 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. Kenan 130 yaşındayken oğlu Şelah doğdu. Şelah'ın doğumundan sonra Kenan 330 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu›› (bkz. Luk.3:35-36). 14 Şelah 30 yaşındayken oğlu Ever doğdu. 15 Ever'in doğumundan sonra Şelah 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 16 Ever 34 yaşındayken oğlu Pelek doğdu. 17 Pelek'in doğumundan sonra Ever 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 18 Pelek 30 yaşındayken oğlu Reu doğdu. 19 Reu'nun doğumundan sonra Pelek 209 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 20 Reu 32 yaşındayken oğlu Seruk doğdu. 21 Seruk'un doğumundan sonra Reu 207 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 22 Seruk 30 yaşındayken oğlu Nahor doğdu. 23 Nahor'un doğumundan sonra Seruk 200 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 24 Nahor 29 yaşındayken oğlu Terah doğdu. 25 Terah'ın doğumundan sonra Nahor 119 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. 26 Yetmiş yaşından sonra Terah'ın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.

Bu bölümde İbrahim soyunun Nuh’a dayandığı Tevrat’ta soyağacı ile verilirken Kur’an bunu tasdik eder ve İbrahim’in Nuh’un soyundan olduğu Saffat suresinin 83. Ayetinde yazılmıştır.

79- Bütün âlemler içinde Nuh'a selam olsun.
80- İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
81- Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
82- Sonra diğerlerini suda boğduk.
83- Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.
Kur’an / Saffat
Tek tanrılı dininlerin takipçisi ve İbrahim dininin kurucusu olan Hz. İbrahim'e geniş bir yer ayırmak istiyoruz. Peygamberlerin onun soyundan gelmesi ve seçilmiş bir ırkın atası olması ona özel bir önem kazandırır. İşte bu yüzden İbrahim'in hayatı ve Allah ile dostluğu çok önemlidir. Şunu da belirtmemiz gerekir ki, peygamberlerin tamamı İbrahim soyundan türemiştir. Peki İbrahim’i bu kadar önemli konuma getiren şey neydi ve İbrahim’i bu derece üstün tutan Tanrı niçin onu dost edinmişti. Bütün bunları anlayabilmek için İbrahim’in hayatı ve eylemlerinden önce Allah’ın ona tebliğ ettiği dini incelemeye başlayalım.